NZT KİMYA TARIM Çözümleri

NZT KİMYA TARIM Çözümleri Tarım Kimyası,Zirai Danışmanlık ve Teknik Destek Şirketi

ÇAPRAZ TOZLAŞMA VE MISIR???Mısır yetiştiren bir çiftçi, her yıl en kaliteli mısır ödülünü alırmış. Çiftçi, ödül aldığı m...
05/06/2026

ÇAPRAZ TOZLAŞMA VE MISIR???
Mısır yetiştiren bir çiftçi, her yıl en kaliteli mısır ödülünü alırmış. Çiftçi, ödül aldığı mısırların tohumlarını da ekmeleri için komşularına dağıtırmış...
Bunu öğrenen bir gazeteci röportaj yapmak için çiftliğe gelmiş. Gazeteci çiftçiye sormuş:
“Seninle her yıl aynı yarışmaya giren komşularına, kaliteli tohumlarından vermeyi nasıl göze alabiliyorsun?”
Çiftçi cevap vermiş: “Yoksa bilmiyor musun? Rüzgar, olgunlaşan mısırlardan polenleri alır ve tarla tarla dağıtır. Eğer komşularım kalitesiz mısır yetiştirirse çapraz tozlaşma sonucu her geçen yıl ürettiğim mısırın kalitesi düşer. Eğer kaliteli mısır yetiştirmek istiyorsam, komşularıma da kaliteli mısır yetiştirmeleri için yardım etmeliyim”...
Yaşamlarımız da böyledir. Hayatlarını anlamlı ve iyi bir şekilde yaşamak isteyenler başkalarının hayatlarını da zenginleştirmelidir. Bir yaşamın değeri dokunduğu hayatlarla ölçülür. Ve mutluluğu seçenler, başkalarının mutluluğa ulaşmasına yardım etmelidir. Birimizin refaha ulaşması, herkesin refaha ulaşmasına bağlıdır...
Buna kollektivitenin gücü diyebilirsin,
Buna başarının ilkesi diyebilirsin,
Buna hayat kanunu diyebilirsin...
Gerçek şu ki hiçbirimiz kazanamayız, hepimiz birden kazanmadıkça...

Çapraz tozlaşma, bir mısır bitkisinin dişi çiçeğinin, bir başka çeşit mısır bitkisinindeki erkek çiçeğin polenleriyle döllenmesidir. Bu teknik melez (hibrid ya da heterozigot) bitkiler elde etmek için kullanılır.

Ersin ASLAN
TEL:0(530)966 27 07
MAİL:[email protected]
WEB:www.nztkimya.com
FACEBOOK
SAYFA&GRUP:NZT KİMYA TARIM ÇÖZÜMLERİ

ACİL KAN İHTİYACI!!!*ACİL KAN İHTİYACI*Ankara Lösante Hastanesi Onkoloji bölümünde yatan Ahsen Patir için AB Rh(+) grubu...
04/06/2026

ACİL KAN İHTİYACI!!!
*ACİL KAN İHTİYACI*

Ankara Lösante Hastanesi Onkoloji bölümünde yatan Ahsen Patir için AB Rh(+) grubu granülosit(nötrofil) bağışına ihtiyaç vardır. Nötrofil bağışı, trombosit bağişı ile benzer şekilde yapılmaktadır.
Kan grubu uygun olan arkadaşlarımızdan destek bekliyoruz.
iletişim için babası BİLAL PATiR O (544) 258 24 76 iletişime geçebilirsiniz.
Hayırlı akşamlar selamlar. Bir arkadaşımızın 7 yaşındaki kız çocuğu için ihtiyacımız mevcuttur. Guruplarınızda paylaşırsanız çok seviniriz Ankara’da olan destek olabilecek birilerine ulaşırsa memnun oluruz. Saygılar selamlar.

SALİSİLİK ASİT NEDİR???    Asırlar öncesinden Amerika'da Kızılderililerin ve Avrupa'da da yerli halkın söğüt ağacının ya...
03/06/2026

SALİSİLİK ASİT NEDİR???

Asırlar öncesinden Amerika'da Kızılderililerin ve Avrupa'da da yerli halkın söğüt ağacının yapraklarını ve gövde kabuğunu baş ağrılarını gidermek ve yüksek ateşi düşürmek suretiyle sıkça kullandıkları bilinmektedir.

Salisilin,salisilik alkolün glikozitidir ve söğüt kabuğunda salisilat formunda bulunur.

Sodyum salisilat belli ölçülerde gıdaların muhafazasında kullanılır.

Antiseptik olarak kullanılan ağız gargaraları,diş macunu ve güneş losyonu yapımında kullanılmaktadır.

Su da kısmen çözülen salisilik asit etil alkolde ve eterde kolayca çözünür.

Salisilik asit kokusuz,beyaz renkli,organik bir kristaldir.Erime noktası 159 C derecedir.

Hormonların klasik tarifinde olduğu gibi salisilik asit sentezlendiği veya dışarıdan uygulandığı yerden floem yoluyla bitki bünyesinde farklı organlara kolayca taşınmaktadır.

En fazla salisilik aside çeltik(pirinç) yapraklarında rastlanmıştır.

Genellikle termogenetik bitkilerle herhangi bir hastalığa veya zararlanmaya maruz kalmış bitkilerde daha yüksek oranlarda salisilik asit bulunmuştur.

Salisilik asit bazı bitkilerde nitrat redüktaz aktivitesinin ve kuru madde miktarının arttırılması gibi olaylarda etkili olduğu saptanmıştır.

Suda çözünür salisilik asitin kesme çiçeklerin vazo ömürlerini uzattığına dair yaygın bir görüş bulunmaktadır.Sözkonusu görüş daha çok çiçek sevenlerin gözlemleri sonucu oluşmuştur.

Salisilik asidin etilen sentezini(yaşlılık hormonu) bir şekilde bloke ettiğinin anlaşılması üzerine konu ile ilgili çalışmalar artmıştır.

Süspansiyon kültüründe Armut(pyrus comminis)hücreleriyle yapılan bir çalışmada salisilik asidin etilen biyosentezini engellediği belirlenmiştir.

Salisilik asit,1-aminosiklopropan-1-karboksilik asit in etilene dönüşümünü engellemektedir.

Ancak çiçeklerdeki endogen salisilik asit miktarının etilen sentezini engelleyecek düzeyde olduğunada ihtimal verilmemektedir.

Özellikle güllerde yaşlanmayı geciktirmesi birazda yetiştirme ortamının asitliğini arttırmasına bağlı olduğu belirtilmektedir.

Salisilik asit bitkilerde çiçek oluşumunu uyarıcı etki yapar.Bu etkisini şelat oluşturarak yaptığı belirlenmiştir.

İndol asetik asit ile birlikte kullanıldığında köklenmeyi uyarır.

Absisik asit uyartılı yaprak dökülmesini engeller.

Elmalarda etilen sentezini bloke eder ve dalında depolama imkanı sağlar.

Fasulye gibi baklagillerde tane verimini arttırır.

Bitkilerdeki renk pigmentleri olan klorofil ve karatenoid miktarlarını arttırır.

Fotosentezi hızlandırıp,bazı önemli enzimlerin etkinliklerini arttırır.

Salisilik asit,tuzluluk,yüksek ve düşük sıcaklık,su,ağır metal,don ve kuraklık stresi gibi bitkilerin sağlığını ve verimini doğrudan etkileyen abiyotik koşullara karşı bitkilerin tolerans derecelerini arttırır.

Salisilik asit,buğdayda tuz ve su,çeltikte ağır metal,fasulye ve domateste kuraklık ve don zararlarına karşı dayanıklılığı arttırır.

Çiçek açımı sırasında ısı salgılayan bitkilere Termogenik (thermogenetic) bitkiler denir.

Isı artışı ile mitokondrideki fosfor bağlayıcı elektron taşınması arasında doğrusal bir ilişkinin olduğu düşünülmektedir.

Diğer taraftan ısı üretim artışının en üst düzeyde olduğu çiçek açımı sırasında oksijen tüketimide oldukça fazladır.

Alternatif oksidasyon olaylarının yanı sıra Glikoliz ve Krebs Çemberi enzimlerinin de termogenez tepkimelerine hammadde sağladıkları kabul edilmektedir.

Termogenetik bitkiler içerisinde en fazla çalışılanların başında Zambaklar gelmektedir.

Çiçek açımının başladığı günün erken saatlerinde rulo şeklinde olan çanak yaprak(spathe) açılmaya başlayıp spadiks göründüğünde,spadiks in uç kısmı ısı üretmeye başlar.

Artan sıcaklıkla birlikte tozlayıcı böcekleri cezbetmek amacıyla çevreye hoş olmayan koku yayılmaya başlar.

Öğleden sonra çiçeğin uç kısmının sıcaklığı yakın çevresinin sıcaklığına göre 14 C derece daha fazla olur ve sıcaklık akşam saatlerine doğru tekrar çevre sıcaklığı seviyesine düşer.

Akşamları ise spadiks in alt kısmından ısı üretimi başlar ve yakın çevresine göre 10 C derece daha fazla olur.

Calorigen maddesinin ısı üretimini teşfik ettiğine dair bazı varsayımlar bulunmaktadır.

Calorigen suda çözünebilen bir maddedir ve çiçek salkımının uç kısmında yer alan çiçek taslakları tarafından sentezlenmektedir.

CALORİGEN ile SALİSİLİK ASİT in arasında çok yakın bir ilişkinin bulunduğu ve kısa süre sonrada her iki kimyasalın AYNI olduğu kanıtlanmıştır.

Çiçeklenmenin öncesinde çiçeğin uç kısmındaki salisilik asit miktarı yaklaşık olarak 100 kat artmaktadır.

Salisilik asit in analogları ile yapılan bir araştırma sonucuna göre sadece ASPRİN ve 2,6-dihydroxy benzoic acid in termogenetik etkiye sahip olduğu belirtilmiştir.

Salisilik asit,sıcaklık arttırıcı özelliğinin yanında,alternatif solunum,glikoliz ve krebs çemberi tepkimelerini hızlandırabileceği konularında da başarılı olabileceği yapılan araştırmalarda görülmüştür.

HR/HYPERSENSİTİVE REACTİON/AŞIRI DUYARLI OLMA/BİTKİLERİN KORUYUCU HÜCRELERİNİN ÖLÜMÜ OLAYI;

SAR/SYSTEMATİC ACQUİRED RESİSTANCE/SONRADAN KAZANILAN SİSTEMATİK DAYANIKLILIK;

PR/PATHOGENESİSRELATED/PATOGENEZ BAĞLANTILI;

Salisilik asit in sistemik olarak kazanılmış dayanıklılık(SAR) üzerindeki olası etkisi,bitkiye bulaştırılan(ilk enfeksiyon) ilk patojenler lokalize olmuş aşırı -duyarlılığı ve salisilik asit sentezini hızlandırır.Salisilik asit floem(soymuk borusu)yoluyla bitkinin diğer kısımlarına taşınır ve taşındığı yerlerde başka patojenlerin neden olabileceği ikincil enfeksiyonları önler.

Aynı zamanda salisilik asit,metil salisilik asit(BENGAY)(MSA)'e dönüşür.

Metil salisilik asit,orta derecede buharlaşabilen ve hava kökenli sinyal molekülü olarak görev yapar.

Salisilik asit depolanan bazı meyveleri üşüme zararına karşı belli ölçülerde korumaktadır.

2 ppm(milyon kısımda 2 kısım) salisilik asit uygulaması depolanmış narların daha uzun bir süre sağlıklı bir şekilde depolanmasını sağlar.

Salisilik asit birçok bitki türünde doğal olarak bulunan ve yapısında bir hidroksil grubu yada onun fonksiyonel türevini taşıyan aromatik bir fenol dür.

Fenilpropanoid metabolizmasının doğal bir ürünüdür.

Biyosentezinde,birinci aşamada trans-sinnamik asit dikarboksilasyon sonrası benzoik asit e dönüşmekte ve ikinci aşamada ise 2-dihidroksilasyon sonrası benzoik asitten salisilik asit elde edilmektedir.

Salisilik asit glikoz ile tepkimeye girerek bitkiler üzerinde daha fazla etkisi olan salisilik asit glikozite ve esterlerine dönüşmektedir.

SALİSİLATLAR ZİRAAT MÜHENDİSİ OLDUĞUM İÇİN ÇOK TANIDIK MADDELER OLSA DA,AYNI ZAMANDA AKIL SIR ERMEZ MADDELER OLDUKLARINIDA KABUL ETMELİYİM.

SALİSİLİK ASİT İNSANLARIN ATEŞİNİ DÜŞÜRÜYOR FAKAT AYNI KİMYASAL,BİTKİLERİN ÇEVRELERİNDEKİ HAVAYI 20 C DERECEDEN FAZLA ISITMALARINA NEDEN OLUYOR.ŞUBAT ORTASINDA YILAN YASTIĞI/YABANİ PANCAR/TIRŞİK OTU BİTKİSİNİN ETRAFINDAKİ KARLARIN ERİMESİNİN NEDENİ SALİSİLATLARDIR!!!

BU DA SALİSİLİK ASİDİ BİR TERMAL TAMPON YAPAR,ÖYLE DEĞİL Mİ???

ERSİN ASLAN
TEL:0(530)966 27 07
MAİL:[email protected]
FACEBOOK
SAYFA&GRUP:NZT KİMYA TARIM ÇÖZÜMLERİ

NZT BLUEBOX/TARİH : SON TARİH(15 HAZİRAN 2026)NZT BLUEBOX/TARİH : SON TARİH(15 HAZİRAN 2026)ARTAN MALİYETLERDEN DOLAYI 2...
03/06/2026

NZT BLUEBOX/TARİH : SON TARİH(15 HAZİRAN 2026)
NZT BLUEBOX/TARİH : SON TARİH(15 HAZİRAN 2026)

ARTAN MALİYETLERDEN DOLAYI 20 LT(20 DEKAR-DÖNÜM-1000M2) "NZT BLUEBOX"FİYATI 15 HAZİRAN 2026 TARİHİ İTİBARİ İLE FİYATLANDIRMAMIZ GÜNCEL OLAN 3.000 TL YERİNE 4.000 TL (KARGO DAHİL KDV HARİÇ)OLARAK GÜNCELLENECEKTİR..!

GEÇ KALMADAN SİPARİŞ OLUŞTURMANIZI ŞİDDETLE TAVSİYE EDİYORUM..!

BİLİM KURGU DEĞİL!!!NZT BLUEBOX;)

"DÜNYADA İLK VE TEK..!"

"NZT BLUEBOX" GİREN BAHÇEYE-TARLAYA-SERAYA HASTALIK VE ZARARLI GİRMEZ....................;)

"GÜNEŞ"'İNİZİ KORUYORUZ..!

DENEYİM,GÜVENİLİRLİĞİN YILLAR İÇİNDE KAZANILMAYAN YA DA KAYBEDİLMEYEN KALICI BİR DEĞER OLDUĞUNU ÖĞRETİYOR İNSANA.

"SORUNUN TAM OLARAK NE OLDUĞUNU BİLDİĞİNİZ ZAMAN,CEVABIN NE ANLAMA GELDİĞİNİDE ANLAYACAKSINIZ..!"

“-ZİRAİ DON- RİSKİ İÇİN ;( -48°C)’YE KADAR KORUMA SÖZÜ VERİYORUZ..!

SOBA YAKMANIZA ,LASTİK YAKMANIZA,SAMAN YAKMANIZA,YAĞMURLAMA SULAMA YAPMANIZA,PERVANE İLE HAVAYI KARIŞTIRMANIZA,DON NÖBETİ TUTMANIZA GEREK YOK!!!!!!

NZT BLUE BOX BİLGİLENDİRME YAZISI:

1-NZT BLUEBOX UYGULANAN ALANDAKİ "KOKU" MOLEKÜLLERİNİ BAĞLAR.BÜTÜN ZARARLILAR HEDEF AVINI "KOKU" VASITASIYLA BULUR VE ZARAR VERİR.DOLAYISIYLA NZT BLUEBOX UYGULANAN PARSELE GÖRÜNMEZLİK PELERİNİ TAKAR VE DOKUNULMAZLIK ZIRHI İLE KAPLAR!!!!

2-NZT BLUEBOX UYGULANAN ALANDAKİ SU AKTİVİTESİNİ KONTROL ALTINA ALIR VE ORTAMI KURU TUTAR.DOLAYISIYLA KURU OLAN ORTAMDA HASTALIK ETMENİ PATOJENLER(BAKTERİ-MANTAR-VİRÜS-VİROİD) BİTKİDE ÜREYEMEZ-ÇOĞALAMAZ-ZARAR VEREMEZ!!!!!

3-BİRİNCİ VE İKİNCİ MADDEDE SÖZ EDİLEN KOŞULLARI SAĞLADIĞINIZDA(NZT BLUEBOX İLE;)) HER NE YETİŞTİRİYORSANIZ "O YETİŞTİRDİĞİNİZ BİTKİ" EMİN OLUN SİZE MAKSİMUM KAPASİTEDE ÜRÜN VERECEKTİR.YANİ BİTKİDEKİ STRESİ YOK ET SONRA SEYRET;).ÖYLE 10-20-30 KALEM ÜRÜNE GEREK YOK YANİ!!!🤭GAYET BASİT..!

4-NZT BLUEBOX TERMAL TAMPON'DUR!!!!

5-NZT BLUEBOX İLE PİYASADA SİZİN BELİRLEYECEĞİNİZ EN İYİ ÜRÜN YADA AKTİF YADA FORMÜLASYON YADA MARKAYI %50-%50 PARSELE UYGULADIĞINIZ TAKTİRDE İSMİNİN NE OLDUĞU ÖNEMLİ DEĞİL(EN AZINDAN BİZİM NAZARIMIZDA):NZT BLUEBOX'IN EN AZ 5 KAT DAHA ETKİLİ OLDUĞU UYGULAYAN ÜRETİCİ YADA AR-GE SORUMLUSU TARAFINDAN FARKEDİLECEKTİR.

6-NZT BLUEBOX TAMAMEN ORGANİKTİR-BEKLEME SÜRESİ YOKTUR-ARILARA-TOZLAYICI BÖCEKLERE ZARARSIZDIR-UYGULAYICI İÇİN RİSK(ASTIM-KOAH-EPİLEPSİ-SARA HASTALARI VS.) TEŞKİL ETMEZ..

DOĞADAN ALDIĞIMIZ BİLGİ VE İLHAMI KULLANARAK KENDİMİZİ SÜREKLİ OLARAK GELİŞTİRMEYE VE MÜŞTERİLERİMİZİN DENEYİMLERİNİ GENİŞLETMEYE ADAMIŞ BULUNUYORUZ..!

1 EKİM 2025 TARİHİ İTİBARİ İLE BAYİLİK VE ARACILIK SİSTEMİ KALKMIŞTIR.

TEK SATIŞ KANALI BİZİZ.

1000 ADET SİPARİŞ VERSENİZDE FİYAT DEĞIŞMEYECEKTİR;)

2041 YILINA KADAR ZİRAİ DON AFETİ ARTARAK DEVAM EDECEKTİR(VERİ-İSTATİSTİK BİLİMİ).

20 LT NZT BLUEBOX FİYATI 15 HAZİRAN 2026 TARİNİNE KADAR GÜNCEL OLAN FİYATIMIZ:3.000TL(KARGO DAHİL)KDV HARİÇ(%20)/15 HAZİRAN 2026 TARİHİNDEN SONRA:4.000TL(KARGO DAHİL-KDV HARİÇ) OLARAK GÜNCELLENECEKTİR.

DENEME-KONSİNYE-HEDİYE-VERESİYE YOKTUR..!

NZT KİMYA/DOĞADAN GELEN KALINTISIZ ÇÖZÜMLER

"ÜRÜNÜMÜZ GARANTİLİDİR!!!"

ERSİN ASLAN

TEL:0(530) 966 27 07

MAİL:[email protected]

FACEBOOK

SAYFA:NZT KİMYA TARIM ÇÖZÜMLERİ

BAKTERİ NEDİR????Öncelikle size PROBİYOTİK BAKTERİLERDEN(MAYALARDAN) BAHSEDEYİM BASİTÇE: Bize ya da kullanacağınız ürünl...
02/06/2026

BAKTERİ NEDİR????
Öncelikle size PROBİYOTİK BAKTERİLERDEN(MAYALARDAN) BAHSEDEYİM BASİTÇE: Bize ya da kullanacağınız ürünlere faydalı olan tek hücreli ve birlikte(imece usûlü)çalıṣan mikroorganizmalardır.Ve burası önemli!!! 60 C° derecenin üzerinde inaktif hale geçer enzimleri yani yüzey alanlarındaki porlar(boṣluklar)tıkanır(pıhtılaṣır).Diğer tek hücreli bakteriler hem bir Iṣe yaramaz hemde olana ortak olur yani parazittir.

Bir örnekle anlatayım:Yoğurt yapımı: Süt 42 ila 44 C°'ye getirilir(inkübasyon yani Mayalama sıcaklığı) sonra yoğurda bir kaṣık önceki yoğurttan eklenir ve ağzı kapatılır.Bu bir kaṣık yoğurt aslında 2 adet bakteridir!!!

Bunlar Lactobacillus bulgaricus ve Streptococcus thermophillus 'tur.
Ve bu bakteriler simbiyotik(imece usûlü hareket eder) olarak yaṣarlar.

Bakterilerden biri hızla ortamdaki oksijeni yok eder.Oksijen tükenince diğer bakteri devreye girer ve oksijensiz ortamda laktoz(süt ṣekeri-beyin ṣekeri)'u laktik asit'e yani yoğurda dönüṣtürür.

Aslında yediğimiz yoğurt iki bakteriden oluṣur ve bu bakteriler uygulanan her ne ise (biz de yesek bitkiyede yedirsek) onun kafasını çalıṣtırır.

Yani çokta karmaṣık birṣey yok.

BAKTERİ=YOĞURT=PEYNİR=ÇÕKELEK=TEREYAĞI=YAPRAK=YOSUN=YAĞSIZ SÜT TOZU=TURṢU SUYU=ṢALGAM 'DIR.ÖRNEKLER ÇOĞALTILABİLİR.

UYGULAMALI OLARAK GÖRMEK İSTERSENİZ
PİYASADA HERHANGİ BİRYERDEN BAKTERİ SATIN ALIP YUKARIDAKİ PROBİYOTİK BAKTERİLERLE TAVSİYE EDİLEN DOZLARDA EṢİT OLARAK VE 2 EṢİT PARSELDE UYGULAYIP SONUÇLARI KENDİ GÖZLERİNİZLE GÖREBİLİRSİNİZ..!

BENCE EN İYİSİ YOĞURT(SEYRELTİK TUZLU YOĞURT=AYRAN:)) VE YARIṢMAYI O KAZANACAK..!

ALTTAKİ VERİLERİDE İNCELEYİN LÜTFEN.

TOPRAKTAKİ ORGANİZMALARIN SAYISI???

Toprakta hektar başına 670.000.000 BÖCEK bulunur.

Toprakta hektar başına 1.880.000.000 EKLEMBACAKLI bulunur.

Her 1 gram toprakta 1.000.000.000 BAKTERİ bulunur.

Her 1 gram toprakta 100.000 ila 800.000 ALG bulunur.

Toprakta hektar başına 1.800.000 TOPRAK SOLUCANI bulunur.

SOLUCANLARIN AĞIRLIĞI 990 KG'DIR.

SOLUCAN ATIKLARI 396.800 KG'DIR.

1 HEKTAR=10.000 M2=10 DEKAR=10 DÖNÜM'DÜR.

UZAY'I YUKARIDA DEĞİL AŞAĞIDA ARAMAK LAZIM;)

Ersin ASLAN
TEL:0(530)966 27 07
MAİL:ersin [email protected]
FACEBOOK
SAYFA&GRUP:NZT KİMYA TARIM ÇÖZÜMLERİ

ETİLEN HORMONU     Etilen,yapısı en basit olan ve gaz halindeki tek bitkisel hormondur.      Etilenin en yaygın şekilde ...
01/06/2026

ETİLEN HORMONU

Etilen,yapısı en basit olan ve gaz halindeki tek bitkisel hormondur.

Etilenin en yaygın şekilde araştırılmış olan etkileri meyve gelişiminde görülür.

Elma,avokado,muz,mango ve domates gibi meyveler
KLİMAKTERİK MEYVE'dir:olgunlaşmaları yavaş yavaş olur ama son evrelerde çeşitli gelişimsel değişimler hızlı bir şekilde ortaya çıkar.

Nişastalar şekerlere dönüşür.

Hücre çeperleri çözülerek yumuşar.

Koku ve tat gelişir,renk değişir.

Bu değişimleri uyaran, etilendir.

Başlangıçta etilen miktarı düşük olduğu için değişiklikler yavaş olur,ancak bu meyvelerdeki etilenin bir etkiside daha fazla etilen üretimini uyarması, yani bir pozitif geri bildirim sistemi oluşturmasıdır.

Böylece konsantrasyon üssel ve hızlı biçimde artar.

Ani etilen patlamasına bağlı olarak olgunlaşmasını hızlı bir şekilde tamamlayan meyveye KLİMAKTERİK denir.

Bu aşamada etilen üretimi 320 nanolitre/gram/saat olabilir(nanolitre=litrenin milyarda biri).

Kiraz,limon ve portakal gibi klimakterik olmayan meyvelerde ise etilen kendi üretimini uyarmaz,dolayısıyla etilen düzeyleri sabittir ve olgunlaşmadan hemen önce ani bir değişiklik görülmez.

Yediğimiz meyvelerden pek çoğunun olgunlaşmasını kontrol ettiği için,etilen, ticari açıdan önemlidir.

Hepbirlikte absisyona uğramalarını sağladığı için Kiraz,Pamuk ve Ceviz'in hasatında kullanılabildiği gibi,ananasta çiçeklenme ve meyvelenmeyi eşzamanlı hale getirerek hasadı kolaylaştırabilir.

Kısmi vakum içinde depolama veya taşıma yoluyla, olgunlaşmamış meyvelerdeki etilen etkisi yavaşlatılabilir.

Meyveler pazara ulaştığında hava basıncı normale döner,etilen birikir ve olgunlaşma gerçekleşir.

Meyveler,parçalanarak etilen açığa çıkaran, 2-kloro-etilfosfonik asit ile de muamele edilebilir.

Etilen gaz formunda olduğu için dokular arasında, özel bir taşıma mekanizmasına gerek duyulmaksızın diffüzyonla çabucak yayılır.

Çoğu zaman oksin in son efektörü olarak iş görür.

Oksinin hedef bölgeye varışı,o bölgede etilen üretimine yol açar,etilen diffüzyonla hızlı bir şekilde komşu alana geçer ve orada,bizzat oksinin yapabileceğinden daha hızlı yanıtlar başlatır.

Gaz halinde olması,etilenin stoma ve lentiseller aracılığı ile bitkiden uzaklaşmasını,böylece bir taşkın dedektörü gibi iş görmesini sağlar.

Bazı türlerde,taşkın sırasında su altında kalan sürgünlerde etilen birikir ve aerenkima oluşumu teşfik edilir.

Etilen gaz halinde olmasına rağmen su ile doyurulmuş ortamda yayılmaz.

Etilen basit yapılı küçük bir moleküldür.Etilenin birçok etkisi karbondioksit tarafından engellenebilir,çünkü karbondioksitin boyut ve şekli,etilen reseptörlerine bağlanarak normal yanıtı engelleyebilecek kadar,etileninkine benzer.Yani aralarında antagonistik bir etkileşim vardır.

ETİLEN'E VERİLEN YANITLAR:

SU ALTINDA KALMIŞ KÖK VE GÖVDELERDE AERENKİMA OLUŞUMU
MEYVENİN OLGUNLAŞMASI
MEYVENİN ABSİSYONU YANİ DÖKÜLMESİ
SAÇAK KÖKLERİN OLUŞUMU
LATEKS ÜRETİMİ

Etilen(CH2=CH2) oda sıcaklığında gaz halinde bulunan tek hormondur.

Kokusuz,renksiz ve yanıcı bir olefin hidrokarbondur.

Kimyasal yapısının basit olmasına karşın 0,01 ml/lt gibi çok düşük dozlarda dahi yüksek potansiyelli, kullanım amacına göre hem faydalı hemde zararlı olabilen bir hormondur.

Etilen en fazla bitkilerin yaşlanmakta olan organları ve özellikle depolanmış meyve,sebze ve çiçekler tarafından üretilir.

Etilenin yaşlanmadaki etkisi ve kendisine yaşlılık hormonu denmesi ,bazı metabolik olayların regülasyonu üzerinde doğrudan veya dolaylı rolünden kaynaklanmaktadır.

Etilenin bahçe ürünleri üzerindeki bilinen fizyolojik ve biyokimyasal etkileri arasında yer alan olaylardan bazıları şu şekilde sıralanabilir;

SOLUNUM FAALİYETİNİ ARTTIRMAK

PEROKSİDAZ VE LİPOKSİDAZ GİBİ ENZİMLERİN ETKİNLİĞİNİ HIZLANDIRMAK

HÜCRELERİN GEÇİRGENLİĞİNİN VE ODALAŞMASININ KAYBINA NEDEN OLMAK

OKSİN HORMONUNUN TAŞINMASINI VE METABOLİZMASINI DEĞİŞTİRMEK.

Durgun ortamlarda bazı bitkilerin yakın çevresinde birikim yapar.

Endüstride de kullanılan etilen gazı kömür ve kerosen (gazyağı) gibi bazı maddelerin yakılmasıyla da elde edilmektedir.

Daha az yanıcı maddelerin piyasaya sürülmesinden önce tıpta ameliyatlarda anestezide kullanılmaktaydı.

Birçok olayda olduğu gibi etilenin tarımsal ürünler üzerindeki etkiside tesadüfen bulunmuştur.

Kesin tanısı yapılmadan ,yıllar önce,olgunlaşmayı teşfik eden bir maddenin varlığı bilinmekteydi.

Çok eski dönemlerde ,ateş yakılan ortamlarda bulunan meyvelerin daha erken olgunlaştığı bilinmekteydi.

Meyvelerin etilen salgıladığına dair ilk somut çalışma 1934 yılında ortaya konulmuştur.

Etilenin tarihsel süreci ile ilgili iki gözlem de Porto Riko ve Filipinlerde gerçekleşmiştir.

Porto Riko daki ananas üreticileri ile Filipinlerdeki Mango üreticileri sözkonusu meyvelerin yakın çevresinde yanıcı bir gaz tabakasının oluştuğunu ve bu gaz tabakasının çiçek oluşumunu ve çiçeklenmeyi hızlandırdığını belirtmişlerdir.

Günümüzde etilen gazının her iki meyvede de çiçeklenmeyi teşfik ettiği bilinmekte ve yaygın olarakta uygulanmaktadır.

Öte yandan etilen ölüm veya olgunlaşma hormonu olarakta bilinmektedir.

Etilen bitki bünyesinde cereyan eden çok sayıda büyüme ve gelişme olayında rol oynamaktadır.

Meyve sebze ve çiçeklerde serbest etilen gazını bünyeye bağlayan bağlama yüzeyi bulunmaktadır.

Etilenin meyvelerde olgunlaşmayı hızlandırsığına dair pratikte avokado,domates ve muzların kağıtlara sarılması gösterilebilir.

Kağıt torba içerisinde biriken etilen meyvenin kendisi tarafından üretilmektedir.

Üretilen ve biriken etilen ise meyve tarafından daha fazla etilenin salgılanmasını ve dolayısıyla meyvenin olgunlaşmasını hızlandırmaktadır.

Dolayısıyla etilen,olgunlaşmayı,yaşlanmayı ve sonuç olarak da ürünün bozulmasını teşfik etmektedir.

Sebze,meyve ve çiçeklerin bulunduğu depolar kontrollü olmalıdır ve üretilen etilen en kısa zamanda ortamdan uzaklaştırılmalıdır.

Depolamada diğer önemli bir olayda etilenin salgılanmasını engelleyici veya etkisini bloke edici
1-Metilsiklopropene,potasyum permanganat,karbondioksik,gümüş,salisilik asit ve seyreltik nikrik asit çözeltileri veya benzeri kimyasalların kullanılmasıdır.

Soğuk hava depoları gıda zincirinin çok önemli bir parçasıdır ve çok ciddi bir endüstri koludur.

Depolardaki yaş sebze-meyve kayıplarının en önemli nedenlerinin başında salgılanan etilenin ortamdan uzaklaştırılmaması gerekmektedir.

Olgunlaşma meyvelerde görülen gelişme olaylarının son safhasıdır.

Olgunlaşma aşamasında meyve rengi değişir,meyvenin tadı,yapısı ve aroması optimum yeme kalitesine ulaşır.

Meyve olgunluğunu takip eden işlemler etilen olarak bilinen bu ajan tarafından başlatılır.

Etilen üniversal olgunlaşma hormonu olarak da adlandırılmaktadır.

Olgunlaşma tek yönlü ve geriye dönüşümsüz bir işlemdir.

Genel anlamda dışarıdan uygulanan etilenin normal olgunlaşma olayı üzerindeki etkisi sınırlıdır.

Etilen uygulaması yapılan meyvelerle normal olgunlaşma seyri içerisinde olgunlaşan meyvelerin bünyelerinde meydana gelen biyokimyasal,kimyasal ve fizyolojik olaylar arasında herhangi bir fark yoktur.

Örneğin,domates meyvesi etilen uygulaması ile değilde kendi doğal seyri içerisinde olgunlaşır.Domateste etilenin hızlandırıcı etkisi yok denecek kadar azdır.Domates meyvelerinde ortaya çıkan renk değişimleri yeşil renk pigmentlerinin kaybolması yani yıkıma uğraması ve aynı zamanda karatenoidlerin kırmızı renkli likopen pigmentine dönüşüm olayıdır.Dolayısı ile domateste etilen kullanımı çok sınırlıdır.

Etilen ticari olarak muz,kavun ve bazı turunçgillerin aynı zamanda ve daha çabuk olgunlaştırılması amacı ile kullanılmaktadır.

ETİLEN;

Bazı meyvelerde olgunlaşmanın hızlandırılmasında; armut,avokado,domates,elma,kavun,mango,şeftali ve muz gibi fazla etilen salgılayan meyveler brokoli, hıyar,
ıspanak,karnabahar,lahana,marul ve diğer bazı yeşillikler gibi etilene duyarlı olan ürünlerden kesinlikle ayrı depolanmalıdır.Aksi halde salgılanan etilen bu sebzelerde sararmalara ve yeşil renklerin kaybolmasına neden olur.

Etilen,limon ve muz sarartmasında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Ceviz,kiraz ve zeytin gibi hasadı fazla işgücü gerektiren meyvelerde mekanik hasadı hızlandırmak ve meyvelerin aynı anda hasadını sağlayabilmek için kullanılır.Etilen söz konusu meyvelerde meyve sapının sürgüne veya dala bağlanma noktalarının zayıflamasına neden olur.

Lahana,karnabahar ve bazı salon çiçeklerinde yaprak dökülmesini,brokoli,kesme çiçekler ve patlıcanda ise çiçek dökülmesini hızlandırır.

Yaprakların solarak aşağı doğru sarkmasına yani epinastiye neden olur.Epinasti,domates gibi bitkilerin taze sürgünlerinde görülen bir olaydır.

Bazı bitkilerin dormant halindeki tomurcuk ve tohumlarının aktif hale gelmesini hızlandırır.

Depolanmış patateslerin sürmesini tetikler.Zira etilen patateslerde solunumu arttırır ve karbonhidrat taşınmasını hızlandırır.

Dormant haldeki soğanlı bitkilerde soğancıklara uygulanan etilen bu bitkilerde sürgün ve kök gelişimini hızlandırmakta,çiçeklenme süresini kısaltmakta ve soğancık çoğalmasını arttırmaktadır.

Su altında kalan çeltiklerde sap uzamasını teşfik eder.

Ananas gibi bazı türlerde çiçek oluşumunu başlatmak amacı ile pratikte yaygın olarak uygulanmaktadır.

Tek evcikli bitkilerde dişi çiçek sayısını arttırır.

Çiçek ve meyvelerin yaşlanmasını teşfik eder.

Şalgam ve kuşkonmazlarda sertleşmeyi teşfik eder.

Lahanalarda sararmayı ve yaprak dökümünün hızlanmasını teşfik eder.

Biber,yazlık kabak ve karpuzlarda yumuşama,bozulma ve tatsızlaşmayı teşfik eder.

Patlıcanlarda meyve etinin ve tohumunun kahverengileşmesi ve renk bozulmasını hızlandırır.

Tatlı patateslerde renk bozulmasını ve lezzet kaybını hızlandırır.

Yeşil domateslerde hızlı olgunlaşmaya ve yumuşamaya neden olur.

Havuç ve turplarda acılaşmaya neden olur.

Karanfillerde sleepeness olarak bilinen uyku halinin oluşmasına neden olur.Uyku hali karanfillerde hiçbir şekilde istenmeyen fizyolojik bir olaydır.Etilenin etkisi ile kapanan çiçekler birdaha açılmaz ve ürün ticari değerini tamamen kaybeder.

Başta badem,erik,kayısı ve kiraz gibi taş çekirdekli meyveler ile lale,nergis ve süsen gibi çiçek soğanlarında zamklanma'ya neden olur.

Domateslerin daha çabuk kızartılması amacıyla kullanılır.

Kavunlarda hasat olgunluğuna yakın dönemlerde meyvelerin dip kısımlarına lokal olarak etilen uygulaması yapılmaktadır.Düşük dozlarda dahi olsa sera içerisine püskürtme şeklinde verilen etilen gelişmekte olan ikinci grup meyvelerin küçük iken sararmalarına ve zararlanmalarına neden olur.

Kavunlarda dişi çiçek oluşumunu teşfik eder.Özellikle hibrit kavun tohumu üretimi sırasında birim alandan daha fazla tohum elde etmek amacıyla bitkilerde dişi çiçek sayısının fazla olması istenir.

ETİLEN BAHÇE BİTKİLERİ ÜRÜNLERİNİN RENK,YAPI,DOKU VE TADI ÜZERİNDE ETKİLİ OLAN ÇOK ÖNEMLİ BİR HORMONDUR.

ERSİN ASLAN
TEL:0(530)966 27 07
MAİL:[email protected]
FACEBOOK
SAYFA&GRUP:NZT KİMYA TARIM ÇÖZÜMLERİ

OKSİJEN DÖNGÜSÜ???Atmosferde azottan sonra en çok bulunan element olan oksijendir.        Suda çözünmüş halde havada ise...
30/05/2026

OKSİJEN DÖNGÜSÜ???
Atmosferde azottan sonra en çok bulunan element olan oksijendir.

Suda çözünmüş halde havada ise gaz olarak bulunur.

Bir çok şekilde doğada devrini tamamlar.

Diğer maddelerin döngülerinin bazı aşamalarında da yer alır.

Yeryüzündeki sular başlıca oksijen kaynağımızdır.

Solunum sonucu hidrojenle birleşen oksijen suya dönüşür.

Denizlerdeki algler ise dünya oksijen oranının %90’ını karşılar.

Dünyada oksijen oranı sürekli sabit kalır.

DİPNOT-9-

Dünyada 10 saniyeliğine oksijen yok olsaydı ne olurdu?

Dünyamızda bulunan oksijen elementi insanoğlunun yaşamını devam ettirebilmesi için en önemli elementlerden biridir. 10 saniyeliğine oksijen yok olsaydı bu kadar kısa sürede herkes nefesini tutabilir bu yüzden kimse nefessizlikten ölmezdi. Fakat sorun sadece nefes alıp almamamız değil okuyacaklarınız şaşırtacak...

Ozon tabakası kaybolur, 10 saniyeliğine direkt Ultraviyole ışınlarına maruz kalırdık.

Denizler, okyanuslar, göller, dereler... Bütün sular anında yok olurdu.Hidrojen en hafif element olduğundan bir daha geri dönmemek üzere uçak gider.

Oturduğumuz bütün binalar toza dönüşürdü. Betonun ana bileşenlerinden biri de oksijen.

Herkesin iç kulağı feci şekilde patlar. Çünkü atmosfer basıncı yüzde 21 azalır.

Dünyada kalkış yapmak için hazırlanan bütün uçaklar yere düşer, havada bulunan uçaklar ise bu 10 saniye boyunca havada süzülür.

Dünyanın mantosunun ve yüzeyinin %45'inin oksijen olduğundan, büyük bir yükseklikten düşüş yaşarız.

Güneş’ten gelen ışık, havada bulunan parçacıklar aracılığıyla dağılır. Atmosferin %21’ini ortadan kaldırmaktan bahsediyorsak, parçacık sayısını da beşte bir oranında düşürmekten bahsediyoruz demektir. Bu sebepten dolayı hava nispeten daha karanlık olur.

Yer kabuğu aniden kırılmaya başlar...

Ama hiç korkmayın. Bunların hiçbirini göremez, duyamaz, hissedemeyiz.

Çünkü oksiyen vücut ağırlığının yüzde 60'ını oluşturur. Tüm hücrelerimizde vardır. Bir anda pof diye küle dönüşürüz. Demek ki dünyada yaşamın bitmesi için bir elementin 10 saniyeliğine yok olması yeterli!


Ersin ASLAN

TEL:0(530) 966 27 07

MAİL:[email protected]

FACEBOOK

SAYFA&GRUP:NZT KİMYA TARIM ÇÖZÜMLERİ

BİTKİSEL ÜRETİMDE TUZUN ÖNEMİ???Tuz hayatın itici gücüdür.İnsan bedeni temelde büyük bir elektrikli makinedir.Tuz ise he...
29/05/2026

BİTKİSEL ÜRETİMDE TUZUN ÖNEMİ???
Tuz hayatın itici gücüdür.İnsan bedeni temelde büyük bir elektrikli makinedir.Tuz ise herşeyi dengede tutan bir elektrolittir.Elektrik yükünün hücrelerin içine girip çıkmasını sağlar.Sinirlerimizin işleyişine yardımcı olur.Beynimize hatta vücudumuzdaki tüm sistemlere katkısı vardır.

Tuz en temel tadlardan biridir.
Özünde tüm canlılar aslında tuz tüketmek istemektedir.Tuz tüketmek aslında doğuştan gelen bir istektir doğada.

Doğa bizi,bitkileri ve hayvan-
ları onun isteyeceği şekilde proğramlamıştır.

Yiyeceklerin tadının daha iyi olmasını sağlar.Sadece tuz tadı verdiği için değil;tuz,acı tadı maskeler,tatlıyı daha tatlı yapar.

%99,99 TUZ(NaCl),hastanelerin acil servislerinde kullanılır.

Böbrek tedavisinin bir parçası-
dır.

Tuzun bir zamanlar altınla yarı
şan bir değeri vardı.Çünkü elde
etmek çok zordu.

Tuz savaş kazandırır yada kaybettirirdi.

Günümüzde ise,işlem görmüş yiyeceklerde koruyucu ve tatlandırıcı olarak
kullanılır.

Tüm canlıların hangi hızla enerji yaktığını tuza bağımlı proteinler kontrol eder.

Dondurucu ve frigo dolaplar icat edilmeden evvel gıdaların bozulmasını önlemenin en önemli yolu tuz eklemekti.

Bakterilerin üremek için ihtiyaç duydukları nemi emerek gıdaları korur.

Tuzun ısısı arttıkça etrafındaki havayı iyonlaştırır.Kendinizi daha iyi hissetmenize ve stresinizin azalmasına neden olur.

Yağmur yağarken etrafındaki hava yağmur tanelerinin hafifçe asitlenmesini sağlar.Damlalar yere düşünce yağmur içindeki asit kayaları aşındırmaya ve parçalamaya başlar.Akıntıda bu çözünmüş tuzları okyanuslara dökülen akarsulara ve nehirlere taşır.Okyanusta buharlaşan şey
sadece tatlı sudur ve atmosfere geri döner.Yani su taşıyıcıdır ve dünyanın 3/4 ü sudur!!!

Şuan erimiş tuzu enerji depolama aracı olarak kullanan yenilikçi bir sistem mevcuttur.

Karlı yollara atılmasının nede-ni suyun donma noktasını 0 C den
-2 C dereceye düşürebilme yetene
ğidir.

Yaşamın en temel öğeleri

1. Oksijen 2. Su 3. Tuz 4. Potasyum 5. Egzersiz 6. Yağlar

1 - Kimse bunlar olmadan yaşayamaz.

Tıp su ve tuzun diyet olarak alımını gözardı ederken, bir yandan da serum verir. Serum dediğimiz şey ise su ve tuzdan oluşur.

2. Sağlıksız kişiler az su içer ve vücutta adeta kuraklığa yol açan diüretik, kafein ve alkol v.b. kullanırlar.

3. Vücudumuzda hücre dışındaki tuz oranı okyanustaki su/tuz oranına çok yakındır.

4. Ortaçağ’da insanlar tuzdan yoksun bırakılarak korkunç ölümlere maruz kalmaktaydı.

5. Anne rahmindeki bebeğin çevre ortamı su ve tuzdan oluşur..

Öncelikle, rafine tuzla deniz tuzu arasında çok fark var. Deniz tuzunda bulunan 84 elementten bazıları:

Klor 50.90 Çinko. 00275
Sodyum 33.00 Bakır. 00195
Sülfür. 820 Manganez. 0018
Magnezyum. 441 Alüminyum. 0095
Potasyum. 227 Silikon. 052
Kalsiyum. 128 Karbon. 049
Demir.

Alzheimer’e yol açtığı bilinen ve vücutta bulunmasının hiç bir yararı saptanmayan Alüminyum’u bir tarafa bırakırsak, diğer elementlerin hemen hepsi kemik yapısından enerji üretimine, kansızlıktan bağışıklık sistemine pek çok yaşamsal süreçte gerekli.

Deniz tuzunun yararları ve hayati fonksiyonları :

Araştırmalarımın sonucunda tuzsuz diyet yapanların zamansız ölüm riskinin daha fazla çıktığı iddiasında görüşler epey fazla.

1. Tuz düzensiz kalp atımının en etkili önleyicisidir. Yüksek tansiyona yol açtığına ilişkin yanlış kanının aksine, su ile birlikte tansiyonu düzenlemekte önemli role sahiptir. Önemli olan oranlardır.

2. Tuz, özellikle beyin hücreleri olmak üzere vücuttan asidin uzaklaştırılmasında hayati işlev görür. Asidin kanser ile ilişkisi nedeniyle kanserden korunmada da deniz tuzunun çok etkili olduğu iddia ediliyor.

3. Tuz, kan şeker düzeyini dengelemekte hayati önemdedir. Diyabetli hastalara gerekli bir elementtir.

4. Hücrede hidroelektrik enerji üretimi için gereklidir.

5. Doğum anından ölüme kadar sinir sistemi hücrelerinin iletişim kurmaları ve beynin çalıştığı her anda bilgi işlemek için gereklidir.

6. Besin parçacıklarının barsaktan emilimi için gereklidir.

7. Akciğerlerin mukus ve balgamdan temizlenmesinde etkilidir.

8. Sinüslerin temizliğinde etkilidir.

9. Uykuyu düzenler. Doğal bir hipnotiktir.

10. Kas kramplarının önlenmesinde önemlidir.

11. Uyku esnasında ağızdan salya akmasını önler. Aşırı salya tuz eksikliğine işaret eder.

12. Sağlam bir kemik yapısı için gereklidir. Tuz ve su eksikliği kemik erimesinin ana nedenleridir.

13. Dile tuz koymak ısrarlı kuru öksürüğü keser.

14. Gut ve artritin önlenmesinde önemlidir.

15. Cinsellik ve libidoda önemlidir.

16. Bacak ve uylukta varis v örümcekağsı damarlanmayı önler.

17. Aşırı tuz eksikliği ölümcül su intoksikasyonuna (zehirlenmesine) yol açabilir.

Tuzsuz diyet konusunu yeniden gözden geçirmekte fayda var!

Bitkisel üretimde sorun olan ilaçlama ve sulama sularındaki yüksek yada düşük Ph derecelerini “TUZ(NaCl)” ile nötralize edebiliriz.

ÇÜNKÜ TUZ KUVVETLİ BİR ASİT OLAN:HİDROKLORİK ASİT(HCl=Tuz Ruhu) ve KUVVETLİ BİR BAZ OLAN:SODYUM HİDROKSİT(NaOH=Kostik)’in birleşiminden meydana gelen bir tuzdur ve;KUVVETLİ ASİT VE KUVVETLİ BAZLARIN BİRARAYA GELMESİYLE OLUŞTURULAN TUZLARIN SULU ÇÖZELTİLERİ NÖTR PH DEĞERİNDEDİR(ph=7).

DOĞADA BULUNAN 91 elementin 84 tanesi İŞLENMEMİŞ DENİZ TUZUNDA mevcuttur.Dolayısıyla deniz tuzu aynı zamanda “İZ ELEMENT YADA KOMBİ”denilen girdilerden hem çok daha ucuz hem çok daha amaca uygun hem çok daha organiktir.

SÖZÜN ÖZÜ;Tuz hem iz element olarak hem sulama ve ilaçlama suyunun ph sının nötralizasyonunda hem de zirai don dönemlerinde suyun donma noktasını 0 C dereceden -2 C dereceye düşürdüğünden dolayı bitkisel üretimde güvenle kullanabileceğimiz doğal bir değerdir.

ERSİN ASLAN

Tel:0(530)966 27 07
Mail:[email protected]

Address

KAZIM DİRİK MAHALLESİ 209. Sokak NO:1/A BORNOVA-İZMİR
Izmir
35100

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when NZT KİMYA TARIM Çözümleri posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to NZT KİMYA TARIM Çözümleri:

Share