Akköy, Bilecik ilinin İnhisar ilçesine bağlı bir köydür. Önceleri Söğüt'e bağlı Mihalgazi Nahiyesi'nin merkezi durumunda iken Cumhuriyetin ilanından sonra Söğüt ilçesinin bir köyüne dönüştürülmüş ve 20 Mayıs 1990 tarihinde İnhisar’a bağlanmıştır. Yakınlarında Muratça, Tozman, Harmanköy, Koyunlu, Akkum, Kargalı, Karaağaç, Çayköy, Kuşça köyleri bulunmaktadır. İnhisar'a ve Eskişehir'e giden yolları a
svalttır. Akköy'de Akdeniz ve Marmara iklimi görülmekte olup genellikle ılıman bir iklim hakimdir. Bazı kışlar aşırı kar yağışının olduğu soğuk baskıları, bazı yazlar ise ağır sıcak dalgaları görülür. Akdeniz iklimi nedeniyle pamuk, zeytin gibi sıcak iklim bitkileri yetiştirilebilmektedir. Köyün civarında tarım faaliyetlerinin yapıldığı tarlalarda daha çok buğday, arpa gibi hububatlar , soğan, fasülye, kabak gibi sebzeler yetiştirilmektedir. 1572 yılından kaldığı tahmin edilen tarihi merkez cami ve aşağı cami olmak üzere 2 camisi, imamevi ve kullanılmayan 1 derslikli okulu binası mevcuttur. Öğrenciler taşımalı eğitim ile İnhisar Atatürk İlköğretim Okulu’nda eğitim görmektedirler. İçme suyu, elektrik ve telefon mevcuttur. Akköy hudutları içerisinde mermer ocakları, taşocakları ve seramik yapımında kullanılan özel toprak bulunmaktadır. Halkın geçim kaynağı tarım, meyvecilik, ipekböcekçiliği ve hayvancılıktır. Akköy'ün tarihi Ertuğrul Gazi ile Söğüt civarına gelen ve buraya yerleşen Oğuzların Kayı Boyu'nun Türk obalarına dek uzanmaktadır. Köyün yaşlılarının ifadesine göre Ertuğrul Gazi ile birlikte Söğüt civarına gelen Kayı Aşireti'nden 3 oba Akköy civarına gelip yerleşmiş, burası zamanla Cemal Köy adını almıştır. Kayı boyu ve Selçuklu Türklerinde yer isimleri genellikle o bölgede güçlü olan Beylerin ismi ile anılmaktadır. Bu itibarla Cemal Köy'ün Cemal isimli bir Türk Beyi'nin himayesinde kurulmuş olabileceği kuvvetle muhtemeldir. Cemal Köy'ün zamanla nüfusunun artması sonucunda köyden 6 ağa aileleriyle birlikte önceden atlarını otlattıkları Akköy'ün bulunduğu mevkiye yerleşmişlerdir. 1573 yılında Nişancı Mehmet Paşa tarafından satın alınan bu arazilerin tespitinde Akköy ismi Karye-yi Ak olarak Osmanlı kayıtlarında geçmektedir. Akköy 1923 yılına kadar Söğüt'e bağlı üç nahiyeden (Bozüyük, İnönü, Mihalgazi) biri olan Mihalgazi Nahiyesi olarak bilinmektedir. 1928 yılında Mihalgazi Nahiyesi ismi Akköy olarak değiştirilmiştir. Akköy, 20 Mayıs 1990 tarih ve 20523 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 3644 sayılı ‘130 İlçe Kurulması Hakkında Kanun' gereğince Söğüt ilçesinden ayrılarak Bilecik'in yeni kurulan ilçesi İnhisar’a bağlanmıştır.
•19.yy'dan beri köyde ipek böcekçiliği devam etmektedir.
•Köyün civarında kızılçam ve meşe ormanları bulunmaktadır.
•Halen ayakta kalan ve hizmet veren köy caminin yapılış tarihi miladi 1572'dir. Cami 1816 yılında tamir görmüştür. Akköy Tarihi
Akköy tarihi ile ilgili bazı bilgiler
Devlet-i Aliyye’nin arşivlerinde Akköy ile ilgili en eski kayıt “Hüdavendigar Livası, Tahrir Defteri I, Sayfa 315’ de yer almaktadır. Bu kayıtta şöyle yazmaktadır: “Göl kazasına bağlı Akköy’de bulunan kadimden Mihal Bey mülkü olan yerdir. Elinde hükmü hümayunu vardır. Haliya (şimdi) (Nişancı) Mehmet Bey’in mülküdür (Halep Beylerbeyi ve eski vezirlerden Nişancı Mehmet Paşa (ö.1594) Akköy'ün de aralarında bulunduğu Mihaloğullarına ait mülklerin çoğunu 1573 yılında satın almıştır.Akköy Merkez Camii'nin tamirat kitabesinde Merkez Camii'nin Nişancı Mehmet Paşa tarafından yaptırıldığı ve caminin Akköy civarındaki yerleşim yerleri için çok gerekli ve faydalı olduğu yazmaktadır. Bu kitabeden anlaşılacağı üzere Cami 16. yüzyılda yaptırılmıştır ve civardaki yerleşim yerlerinin kadılık işlemlerinin görüldüğü bir merkez cami konumunda olmuştur.) Bu kayıtta geçen “kadimden” kelimesi ilk tahririn yapıldığı tarihte kaydedilen mülkleri ifade etmektedir. 1466 tarihli Sultanönü Yaya Defteri'ne göre Osmanlı Devleti’nde ilk tahrir Sultan II. Murad zamanında 1432 yılı civarında yapılmıştır. Bu bilgiye göre Akköy’deki araziler, gelirler, köyün vergi vermekle mükellef sakinlerinin 1432 yılında deftere kaydedildiği anlaşılmaktadır. Hüdavendigar Livası I. Tahrir Defterinde adı geçen Mihal Bey önce Çelebi Mehmet döneminde (1413-1421) sonra 2. Murat döneminde hizmet edip Edirne’de vefat etmiştir. Göl kazasında bulunan Taşhan’ın kitabesine göre, Gazi Mihal Bey Taşhan’ı 1415-1418 yılları arasında yaptırmıştır. Bu bilgiden yola çıkarak Akköy’ün tarihinin 1415 yılına kadar uzandığını söyleyebiliriz. Ayrıca, yine bu bilgiden Gazi Mihal Bey ile Harmankaya Beyi olarak bilinen Köse Mihal’in aynı kişi olmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü yaşadıkları dönem açısından ikisinin arasında 100 yıl kadar bir fark vardır. Köse Mihal'in ismi Aşık Paşazade'nin Osmanlı Tarihi Kitabında Harmankaya Tekfuru olarak değil Harmankaya Beyi olarak geçmektedir. Müzikolog ve tarih araştırmacısı yazar Mahmut Ragıp Gazimihal’in "İstanbul Muhasaralarında Mihâloğulları Ve Fatih Devrine Ait Bir Vakıf Defterine Göre Harmankaya Malikânesi" başlıklı makalesine göre akıncı reisi Gazi Mihal Bey, Gölpazarı İlçesi’nde ve Edirne’de kendi adını taşıyan birer cami ve başka hayrat bırakan ve Edirne’deki camiinin aile makberesinde yatan Mihâl Bey (ö. 1435) olup Köse Mihâl’in torunudur.
•Akköy'ün 2,5 km kuzey batısında bulunan Muratça Köyünde yaşayan Ermeni toplumu 1856'da yayınlanan Islahat Fermanı ile azınlıklara tanınan haklardan yararlanmak suretiyle eski ismi Ermeni Pazarı olan Yenipazar civarından gelerek Akköy'ün yakınındaki bölgeye yerleşmişlerdir. Akköy'ün yaşlılarının anlattığına göre Ermeni ailelerin temsilcileri önce Akköy'ün ileri gelenlerinin yanına varıp:
— Ağalar, murad ederseniz biz de bu bölgeye gelip yerleşmek istiyoruz , demişler. Akköy'ün beyleri de Ermeni ailelerin bu talebini kabul edip oraya yerleşmelerine izin vermişler, o bölgenin ismi o günden sonra Muratça diye anılmaya başlamıştır. Ermeni toplumu ile Türkler 1900'lü yılların başlarına kadar dostane ilişkiler kurulmuş, bina yapımı, zanaatkarlık, terzilik gibi işlerde yapılan ticaret, Birinci Dünya Savaşı'na kadar devam etmiştir, savaşla birlikte ilişkiler bozulmuş ve mübadelede Ermeniler Muratça Köyü'nü terk ederek bazıları İstanbul ve Amerika'ya kaçmışlar bazıları ise Osmanlı Devleti tarafından Suriye ve Bulgaristan'a gönderilmişlerdir.
•Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılar İnhisar'a kadar gelmiş ancak Sakarya Nehri'ni geçemedikleri için suyun karşı yakasındaki köylere ve o dönemde Mihalgazi Nahiyesi olan Akköy'e ulaşamamışlardır.
•1950 yıllarında köyün nüfusu 2000 kişi civarındadır. Şimdi ise 70 hanelik bir yerleşim alanı haline gelmiştir.
•Bilecik Özel İdare Halıcılık ve ipek kadifecilik Akköy atelyesi 1900 yıllarından 1980 yıllara kadar faaliyet göstermiştir.
•Devleti âli döneminde Akıncı Mihal oğullarının toprakları içinde yer alan Akköy ismini evlerinin beyaz olmasından almaktadır. Akköy'ün Yukarı Alan denilen bölgesinde kireç gibi ak bir toprak çıkmaktadır. Eski tarihlerde Akköylüler kerpiç evlerinin dışını ve iç odalarını bu ak toprakla sıvadıkları için evleri uzaktan beyaz görünürmüş. Bu nedenle köye Ak Köy denmiş. Toprağının ak olması nedeniyle bu ismi almış.