Ayvacı Matbaa "Rafettin Ayvacı"

Ayvacı  Matbaa "Rafettin Ayvacı" Matbaa ajans bize güvenin sizi dünyaya tanıtalım reklam edelim

02/03/2024

KADIN Cinayetlerinin nedeni

Örf adetlerimiz değişti

Kültürümüz değişti

Değerlerimiz önceliklerimiz değişti

__________________________________________

Sevgi saygı değişti

Annelerimize babalarımıza kardeşlerimize

Verdiğimiz değerler değişti

_______________________________________________

Giyinme kültürümüz değişti

Açıldıkça açıldık

Onuda marifet sandık

________________________________________________

Erkekler kızlara benzemeye özendi

Kızlar erkek gibi olmaya

aleti ruhiyemiz değişti

Toplum değişti

________________________________________________

Arsız özentili toplum olduk

Kuaförlerin estetikcilerin
Kapılarını aşındırdık

________________________________________________

Sosyal medyayı fanlarla doldurduk

Dikkat çekmek için
Sosyal medya hastalığına yakalandık

Cep telefonundan
Ayrı yaşayamaz olduk

______________________________________________

Evlenme yaşı
Kırklı yaşlara kadar uzadı

Evlilik öncesi
Beraber yaşama modası başladı

Zina aldı başını Ayyuka çıktı

________________________________________________

Televizyondaki dizileri

Aşk zina aldatma mafya

Üzerine gösterilen filimler çoğaldı

________________________________________________

Değişik bir nesil çıktı ortaya
Evlatlar anne babayı tanımıyor

Anneler babalar evlatlarını tanıyamıyor
Kültür erozyonuna uğradık

________________________________________________

Dik kafalı özgürlüğüne bağlı

Ahlakı değerleri hiçe sayan
Bir nesil yetişmeye başladı

________________________________________________

Kim Hırlı kim hırsız
Bilemez olduk

Gayri resmi
Kolay yoldan
Para kazananlar
Çoğaldı

________________________________________________

Alın teri kavramı bitti

Çalışmadan
Para kazanma devri başladı

Kara Para aklama
moda oldu

________________________________________________

Bayramlarda
Akraba eş dost ziyaretleri bitti

Toplu mesaj atma dönemi başladı

Her şey değişti

________________________________________________

Değişmeyen tek şey değişimdi

Ben eski ben

Sende eski senmisin

________________________________________________

Değişen ruhlar ortalıkta dolaşıyor

Rafettin Ayvaci

Her canlı  kendi  dünyasında  yaşarKimisi   göklerde Kimisi   denizlerdeKimisi  ormanlarda Kimisi  de   yerin  altında  ...
13/06/2023

Her canlı kendi dünyasında yaşar
Kimisi göklerde
Kimisi denizlerde
Kimisi ormanlarda
Kimisi de yerin altında yaşar

Kuşlar   gibi kanat  takıp  uçabilseydim  semalarda balık gibi solungaçlarım olsaydı  yüzebilseydim deryalarda yüzümden ...
04/11/2022

Kuşlar gibi kanat takıp uçabilseydim semalarda balık gibi solungaçlarım olsaydı yüzebilseydim deryalarda yüzümden süzülen gözyaşlarım damla damla yüzümde oluşan gökkuşağı renk renk duygu geçişlerin mevsimlik dünya bir hayalden ibaret kim dalmışsa bu hayale elbet birgün uyanacak insanoğlu özlemini çektiği duyguların yoksulu hayat bambaşka bir zamanda karşımıza çıkacak

Boza’nın HikayesiBoza’nın ortaya ilk çıkışı 8-9 bin yıl önce Mezopotamya’ya dayanır. Mısır ve Kuzey Afrika sahillerinde ...
04/11/2022

Boza’nın Hikayesi

Boza’nın ortaya ilk çıkışı 8-9 bin yıl önce Mezopotamya’ya dayanır. Mısır ve Kuzey Afrika sahillerinde Akdenizli tüccar gemiciler aracılığıyla batıya, Hazar Denizi güneyinden doğuya, Asya içlerine ve Çin’e; İran ve Afganistan’a, Kafkaslar’dan kuzeye, Volga Havzası’na doğru geniş bir coğrafyaya yayıldığı bilinir. Boza’nın dünyadaki yayılışı Türklerin göçleriyle gerçekleşmiştir. Yunanlı tarihçi Ksenophon, M.Ö. 401 yılı sonunda Doğu Anadolu’da Boza yapıldığını ve hazırlandıktan sonra çömlek kaplarla toprağa gömüldüğünü belirtmiştir. İlk çağlarda darı, arpa gibi hububat fermantasyonları ile elde edilen Boza, çeşitli isimlerle Mısır ve Trakya’da yayılmıştır.

Selçuklular zamanında Bozaya Bekni adı verilmiştir. O dönemde Bozanın darı, buğday, mısır, pirinç veya arpadan yapıldığı, olgunlaşması için testide korunduğu bilinmektedir.

Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lugati’t Türk adlı eserinde (1074), Karahanlılar’ın darıdan Boza elde ettikleri ve bu içeceğe “Buhoun” dedikleri belirtilir. Aynı eserde bu içeceğin Arapça karşılığı ise “mizr” olarak geçer. 1436 yılında Venedikli seyyah Giosaphat Barbaro tarafından Rusya’nın Rjasan şehrindeki Türkler’in Boza içtikleri ve bu içeceğe “bossoi” dedikleri kaydedilmiştir. Rus askeri F.S. Efromov, 1755 yılında Buhara Özbekleri’nin Bozayı sarı buğdaydan yaptıklarını belirtmiştir. Alman seyyah C. Niebuhr ise 1701-1767 tarihleri arasında yaptığı seyahatlerde Bozanın Kahire, Basra ve Doğu Anadolu’da tüketildiğini görmüştür.

Günümüzde Boza, dünyada Türkler’in yaşadıkları ya da Türkler’in egemenliğinde bulunmuş ülkelerde “Boza” veya Bozaya çok yakın isimlerle anılır ve içilir. “Buha-merissa” adıyla Kırım, Volga çevresi, Kafkaslar, Türkistan, Macaristan, Balkanlar, Arap ülkeleri ve birçok zenci kabilesinde tüketilir. Kırım’da darı veya buğday unu, Kazan’da darı, Türkistan’da iri öğütülmüş pirinç unu, Kırgızlar’da buğday yarması, Çerkezler’de darı, Yobol Türkleri’nde arpa, Yugoslavya’da mısır, Mısır’da ise darı unundan yapılmaktadır. Romenler’in ve Ruslar’ın “braga” olarak tükettikleri içecek, sarı buğday, arpa veya darıdan yapılan bir tür Boza olarak tanımlanabilir. Yine Ruslar’ın “kvas” adıyla andıkları arpa veya çavdardan yapılan içecek de Bozaya çok benzer.

Balkan ülkeleri Bozayı sıkça tüketmektedir. Bozanın Balkanlar’a gelişine ilişkin öykülerden birine göre Orta Asya’dan kalkıp XI. yüzyılda Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlar’a kadar olan bir bölgeye yerleşen Kıpçaklar, Bozayı Balkanlara taşımışlardır. Diğer öyküye göre, Horasanlı savaşçı dervişlerden Sarı Saltık Horasan’dan gelip Anadolu’da Hacı Bektaş’a bağlanmıştır. Rumeli’ye yerleşen ilk Müslüman Türk toplulukları da yönetmek için 1263 yılında Babadağı’na (şimdiki Dobruca’ya) gelmiş, Horasan’da öğrendiği Bozacılığı bölge halkına öğretmiştir. Böylelikle Sarı Saltık, Bozacı esnafının piri olarak bilinmektedir.

En parlak dönemini Osmanlı devrinde yaşayan Boza ve Bozacılık, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulduğu yıllarda büyük kentlerin temel zanaatlarından biri haline gelmiştir. 17. yüzyılda Evliya Çelebi, Osmanlı, Kafkasya, Arap ülkeleri, Balkanlar ve Orta Avrupa için tarihsel bir coğrafya ve kültür atlası niteliğini taşıyan Seyahatname adlı başyapıtında Bozacılıkla ilgili bilgilere yer vermiştir. İstanbul hakkında 1635 yılına ait bilgiler arasında “Esnaf-ı Dar-ı Bozacıyan” başlığı altında verilen bilgilere göre, 17. yüzyılda İstanbul’da 300 dükkanda 1005 Bozacı çalışmaktadır. Boza askerlere beden kuvveti ve sıcaklık verip açlığı giderdiği için yeniçeriler tarafından fazlaca tüketilmektedir ve Bozacılık orduda çok önem verilen bir meslektir.

Tüm dünyada, özellikle Orta Doğu, Orta Asya, Balkan ve Afrika ülkeleri ile Türkiye’de üretimi yapılan Boza, her yörede farklı kıvam ve lezzetlerle tanınan bir içecektir. Bazı bölgelerde sulu kıvamlı tüketilen Boza, bazı yerlerde ise çok ekşi bir tada sahiptir. Bozanın lezzeti, fermente bir içecek olmasından dolayı zaman içinde tatlıdan ekşiye değişmektedir. Eskiden pekmez, tarçın, karanfil, zencefil ve hindistan cevizi ile içilen Boza, günümüzde tarçın ve sarı leblebiyle sunulmaktadır.

Ekolojik Yaşam KöyüBoza’nın Hikayesi

Boza’nın ortaya ilk çıkışı 8-9 bin yıl önce Mezopotamya’ya dayanır. Mısır ve Kuzey Afrika sahillerinde Akdenizli tüccar gemiciler aracılığıyla batıya, Hazar Denizi güneyinden doğuya, Asya içlerine ve Çin’e; İran ve Afganistan’a, Kafkaslar’dan kuzeye, Volga Havzası’na doğru geniş bir coğrafyaya yayıldığı bilinir. Boza’nın dünyadaki yayılışı Türklerin göçleriyle gerçekleşmiştir. Yunanlı tarihçi Ksenophon, M.Ö. 401 yılı sonunda Doğu Anadolu’da Boza yapıldığını ve hazırlandıktan sonra çömlek kaplarla toprağa gömüldüğünü belirtmiştir. İlk çağlarda darı, arpa gibi hububat fermantasyonları ile elde edilen Boza, çeşitli isimlerle Mısır ve Trakya’da yayılmıştır.

Selçuklular zamanında Bozaya Bekni adı verilmiştir. O dönemde Bozanın darı, buğday, mısır, pirinç veya arpadan yapıldığı, olgunlaşması için testide korunduğu bilinmektedir.

Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lugati’t Türk adlı eserinde (1074), Karahanlılar’ın darıdan Boza elde ettikleri ve bu içeceğe “Buhoun” dedikleri belirtilir. Aynı eserde bu içeceğin Arapça karşılığı ise “mizr” olarak geçer. 1436 yılında Venedikli seyyah Giosaphat Barbaro tarafından Rusya’nın Rjasan şehrindeki Türkler’in Boza içtikleri ve bu içeceğe “bossoi” dedikleri kaydedilmiştir. Rus askeri F.S. Efromov, 1755 yılında Buhara Özbekleri’nin Bozayı sarı buğdaydan yaptıklarını belirtmiştir. Alman seyyah C. Niebuhr ise 1701-1767 tarihleri arasında yaptığı seyahatlerde Bozanın Kahire, Basra ve Doğu Anadolu’da tüketildiğini görmüştür.

Günümüzde Boza, dünyada Türkler’in yaşadıkları ya da Türkler’in egemenliğinde bulunmuş ülkelerde “Boza” veya Bozaya çok yakın isimlerle anılır ve içilir. “Buha-merissa” adıyla Kırım, Volga çevresi, Kafkaslar, Türkistan, Macaristan, Balkanlar, Arap ülkeleri ve birçok zenci kabilesinde tüketilir. Kırım’da darı veya buğday unu, Kazan’da darı, Türkistan’da iri öğütülmüş pirinç unu, Kırgızlar’da buğday yarması, Çerkezler’de darı, Yobol Türkleri’nde arpa, Yugoslavya’da mısır, Mısır’da ise darı unundan yapılmaktadır. Romenler’in ve Ruslar’ın “braga” olarak tükettikleri içecek, sarı buğday, arpa veya darıdan yapılan bir tür Boza olarak tanımlanabilir. Yine Ruslar’ın “kvas” adıyla andıkları arpa veya çavdardan yapılan içecek de Bozaya çok benzer.

Balkan ülkeleri Bozayı sıkça tüketmektedir. Bozanın Balkanlar’a gelişine ilişkin öykülerden birine göre Orta Asya’dan kalkıp XI. yüzyılda Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlar’a kadar olan bir bölgeye yerleşen Kıpçaklar, Bozayı Balkanlara taşımışlardır. Diğer öyküye göre, Horasanlı savaşçı dervişlerden Sarı Saltık Horasan’dan gelip Anadolu’da Hacı Bektaş’a bağlanmıştır. Rumeli’ye yerleşen ilk Müslüman Türk toplulukları da yönetmek için 1263 yılında Babadağı’na (şimdiki Dobruca’ya) gelmiş, Horasan’da öğrendiği Bozacılığı bölge halkına öğretmiştir. Böylelikle Sarı Saltık, Bozacı esnafının piri olarak bilinmektedir.

En parlak dönemini Osmanlı devrinde yaşayan Boza ve Bozacılık, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulduğu yıllarda büyük kentlerin temel zanaatlarından biri haline gelmiştir. 17. yüzyılda Evliya Çelebi, Osmanlı, Kafkasya, Arap ülkeleri, Balkanlar ve Orta Avrupa için tarihsel bir coğrafya ve kültür atlası niteliğini taşıyan Seyahatname adlı başyapıtında Bozacılıkla ilgili bilgilere yer vermiştir. İstanbul hakkında 1635 yılına ait bilgiler arasında “Esnaf-ı Dar-ı Bozacıyan” başlığı altında verilen bilgilere göre, 17. yüzyılda İstanbul’da 300 dükkanda 1005 Bozacı çalışmaktadır. Boza askerlere beden kuvveti ve sıcaklık verip açlığı giderdiği için yeniçeriler tarafından fazlaca tüketilmektedir ve Bozacılık orduda çok önem verilen bir meslektir.

Tüm dünyada, özellikle Orta Doğu, Orta Asya, Balkan ve Afrika ülkeleri ile Türkiye’de üretimi yapılan Boza, her yörede farklı kıvam ve lezzetlerle tanınan bir içecektir. Bazı bölgelerde sulu kıvamlı tüketilen Boza, bazı yerlerde ise çok ekşi bir tada sahiptir. Bozanın lezzeti, fermente bir içecek olmasından dolayı zaman içinde tatlıdan ekşiye değişmektedir. Eskiden pekmez, tarçın, karanfil, zencefil ve hindistan cevizi ile içilen Boza, günümüzde tarçın ve sarı leblebiyle sunulmaktadır.

Ekolojik Yaşam Köyü

Daha çocukken başladıkTatlıya şekere alıştırılmayaBakkaldan aldığımızBisküviler, çikolatalar, Akide şekerleri, reçellerH...
24/07/2022

Daha çocukken başladık

Tatlıya şekere alıştırılmaya

Bakkaldan aldığımız
Bisküviler, çikolatalar,

Akide şekerleri, reçeller
Hepside kimyasal karışımlar

Şekerli sakızlar, gazozlar, kolalar
Vücudumuzu bağımlı hale getirdiler

Gençken yedik dondurmaları,
Baklavaları, Şekerli tatlıları

Vücudumuzun şekere karşı
Bağımlı olmuş duyguları

Bayramlarda tatlıların
Biri gidiyor biri geliyor

Şeker insana verilen tatlı bir zehir

Kendi kendime intihar ediyoruz dedim

Sonra da vücudu dengelemek için
Şeker hapı insulin kullanmaya başladık

Çocukken ailede okulda başlasa
Şekere karşı Eğitimimiz

Selamı sabahı kessek
Şekerle nasıl olurdu

Toplum daha sağlıklı olmazmı

Hep birlikte deneyelim
Bu beladan kurtulmayı

Şekerden uzak durmasını öğrenelim

Dengeli beslenip
Kaliteli bir yaşam sürelim

Rafettin Ayvacı - Gazeteci Şair Yazar'ı Beğenen Arkadaşlar

ÜSKÜDAR  BELEDİYESİ  VALİDE  SULTAN GEMİSİYLE  YASSIADA    MERHUM ADNAN MENDERES VE 3 BAKAN  ARKAŞIYLA İDAM EDİLEN YER  ...
31/05/2022

ÜSKÜDAR BELEDİYESİ VALİDE SULTAN GEMİSİYLE YASSIADA MERHUM ADNAN MENDERES VE 3 BAKAN ARKAŞIYLA İDAM EDİLEN YER SÜRGÜN ADASINI ZİYARET
Hilmi türkmen BAŞKANIMIZA TEŞEKKÜR ederiz

Ramazan Bayramınızı En  kalbi duygularımızla kutlar, Sağlıklı huzur içinde Bir Bayram geçirmenizi dileriz Selam ve saygı...
02/05/2022

Ramazan Bayramınızı
En kalbi duygularımızla kutlar,
Sağlıklı huzur içinde
Bir Bayram geçirmenizi dileriz
Selam ve saygılarımızı sunarız.

KEMERBURGAZDA  İFTAR  PROĞRAMINA  KATILIM   SAĞLADIK
09/04/2022

KEMERBURGAZDA İFTAR PROĞRAMINA
KATILIM SAĞLADIK

31/12/2021
SEN TÜRKİYENİN EVLADISINGörmeyen gözlere ışıkDuymayan kulaklara ses olmaya geliyoruzKonuşmayan dillere sözcükHaksızlıkla...
01/12/2021

SEN TÜRKİYENİN EVLADISIN

Görmeyen gözlere ışık
Duymayan kulaklara ses olmaya geliyoruz

Konuşmayan dillere sözcük
Haksızlıklara engel olmaya geliyoruz

Bu ülke bizim ülkemiz
Bağımsız hür Türkiye inşaa etmeye geliyoruz

Yemin ettik bir kere iç ve dış düşmanlarla
Mücadele etmeye geliyoruz

Sahipsiz değilsin arkadaş
Arkanda inançlı bir nesil var

Hissettiğin cesaret damarlarında ki asil kanda mevcut

Sen Türkiyenin evladısın ataların 17 devlet kurmuş

Unutturamaz kimse sana geçmişini
Unutturamaz sana kimse Allah’ın Kur’anını

Sen Osmanlının torunusun
İslamiyet senin ruhunda var

Dünyanın her ülkesinde Türk milleti var

Yaymalısın dünyaya hakkı adaleti islamiyeti

Sen Türkiyenin evladısın

RAFETTİN AYVACI

Address

ÇAĞLAYAN VATAN CADDESİ NO 57/1 KAĞITHANE/Istanbul
Istanbul
30340

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ayvacı Matbaa "Rafettin Ayvacı" posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Ayvacı Matbaa "Rafettin Ayvacı":

Share