Şifa Ellerimde

Şifa Ellerimde bu sayfa manevi tedaviye ihtiyacı olanlar içindir

13/04/2018
12/03/2018

Farkındalığımız yükseldikçe, durumları ve ilişkileri yaşarken, kendimizi ve yaşanılanları gözlemlemeye başlarız. Ve eğer yaşadıklarımıza yüksek idrakle bakabilmeyi başarırsak, o ilişki ya da durumu ne için yaşadığımızı kavrarız. Düğmelerimize en fazla basan insanlar, en iyi öğretmenlerimizdir. O ilişkide kurban olmadığımızı anlar, ilişkinin bize neyi öğretmeye çalıştığını kavrarsak, dersimizi alır ve yolumuza devam ederiz. Eğer bunu yapamazsak, o ilişkide ya da durum içinde tutsak olur, ya daha ağır durumlar yaşar ya da daha travmatik durumları (o dersi alıncaya, eksik yönümüzü tamamlayıncaya, kendimizi düzeltinceye kadar) tekrar takrar yaşamaya devam ederiz.

Bazen bazı insanların hayatına yalnızca katalizör olarak gireriz. Onların hayatlarında değiştirmesi gereken durumun düğmesine basar ve sessizce çekiliriz. Ve yüksek farkındalık içinde kalırsak, yaşanılan durumdan etkilenmeden, arkamıza bakmadan yolumuza devam ederiz.

Özet olarak, en büyük düşmanımız en iyi dostumuzdur aslında. Çünkü bizde en büyük değişime neden olur genellikle. Ve her karşılaşma kutsaldır. Karşımızdaki insanın tanrısallığını kabul edip o şekilde yaklaşırsak, nefreti, öfkeyi, suçluluk duygusunu, o insana karşı sorumlu olduğumuz ve o ilişkiye mahkum olduğumuz duygusunu ve kini söküp atarız varlığımızdan.

Yaşadığımız her durum, tanıştığımız her insan öğretmenimizdir. Ne kadar kısa sürede öğrenirsek öğrenmemiz gerekenleri, karmamızı çözüp, iç huzuruna,mutluluğa,ideal ilişkimize ve ruhsal bütünlüğe ulaşırız…

06/03/2018

EGONUN TANIMI.,
Bir çocuk doğar.
Doğduğunda kendisi hakkında hiçbir bilinci, bilgisi yoktur.
Ve bir çocuk doğduğunda ilk olarak farkına vardığı şey kendisi değil diğeridir.
Bu doğaldır çünkü gözler dışa doğru açıktır, eller diğerlerine dokunur, kulaklar başkalarını duyar, damak yiyecekleri tadar ve burun dışarıyı koklar. Tüm bu duyular dışa doğru açıktır.
Doğmanın anlamı da budur.
Doğumun anlamı, bu dünyaya gelmektir, dışarının dünyasına. Dolayısıyla da bir çocuk doğduğunda, bu dünyanın içine doğar. Gözlerini açar ve diğerlerini görür. Diğer siz demeksiniz.
Çocuk ilk önce annesinin farkına varır.
Daha sonra da yavaş yavaş kendi bedeninin farkına varmaya başlar. Bu da aslında diğerdir ve de bu dünyaya aittir. Acıkır ve bedenini hisseder; ihtiyacını giderdiğinde de bedenini unutur.
Bir çocuk şöyle yetişir:
Önce sizin, ötekinin farkına varır ve sonraysa sizinle, ötekiyle kıyaslayarak yavaş yavaş kendisinin farkına varır. Bu farkındalık yansıtılmış bir farkındalıktır.
O kendisinin kim olduğunun bilincinde değildir. O yalnızca annenin ve de onun kendisi hakkında ne düşündüğünün farkındadır.
Eğer annesi ona gülümserse, onu takdir ederse, “Sen çok güzelsin” derse, onu kucaklayıp öperse çocuk kendisi hakkında iyi şeyler hisseder. İşte şimdi bir ego doğmuştur. Takdir,sevgi, ilgi aracılığıyla iyi olduğunu, değerli olduğunu ve bir önemi olduğunu hisseder. Bir merkez doğar.
Yalnız bu merkez yansıtılmış bir merkezdir. Onun gerçek varlığı değildir. Kendisinin kim olduğunu bilmez; yalnızca başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü bilir. Ve bu bir egodur; yansıma,başkalarının ne düşündüğüdür. Şayet herkes onun bir işe yaramaz olduğunu düşünürse, kimse onu takdir etmez, gülümsemez.
Böyle bir durumda da bir ego doğar: hastalıklı bir ego; üzgün, reddedilmiş, değersiz ve diğerlerinden aşağıda hissederken kendisini incinmiş. Bu da bir egodur. Bu da bir yansımadır.
Önce anne – ve anne başlangıçta tüm dünya demektir. Sonradan anneye başkaları katılır ve dünya büyümeye başlar.Ve bu dünya büyüdükçe de ego daha karmaşıklaşır çünkü birçok başka insanın daha görüşleri yansır. Ego biriktirilmiş bir olgudur, başkalarıyla yaşıyor olmanın bir yan ürünüdür. Eğer bir çocuk tamamıyla yalnız yaşarsa, hiçbir zaman ego geliştirmiyecektir. Ama bunun bir yararı olmaz. Bir hayvan gibi kalacaktır. Hayır, böyle birşey onun gerçek kendi benliğini bileceği anlamına gelmez.
Ego bir zorunluluktur çünkü gerçek olan ancak sahtesi aracılığıyla anlaşılır. Kişi onun içerisinden geçip gitmelidir. Bu bir öğretidir. Gerçek yalnızca yanılsama sayesinde anlaşılır. Gerçek olanı doğrudan bilemezsiniz.
Öncelikle gerçek olmayanın ne olduğunu bilmek zorundasınızdır. Önce gerçek olmayanı tanımak zorundasınız. Bu tanışıklık vasıtasıyla gerçeğin ne olduğunu bilmek için yeterli hale gelirsiniz. Şayet siz sahteyi sahte olarak bilirseniz, gerçek üzerinize gün gibi doğar.
(Devam edecek)

04/03/2018

Bioenerji Nedir ? Nasıl Uygulanır ?

Bioenerji, doğal enerji anlamına gelir. Son yıllarda popüler hale gelmeye başlayan Bioenerji, vücut içerisinde sürekli var olan enerji akımına odaklanıyor. Bioenerji ilkelerine göre, vücut içerisinde sürekli varlığını sürdüren düşük seviyeli enerji akışı vardır ve bu enerji evremle uyum içerisinde. Ayrıca, bedenler arası enerji akışını da mümkün kılan bu yapı sayesinde, evrendeki pek çok maddeye de uygulanabilir. Buna ek olarak, vücudun tamamını bir bütün olarak değerlendirir ve bu enerji akışını düzenleyerek, rahatsızlıkların düzeltilip, vücut direncinin artırılması için kullanılır. Özel tekniklerle, evrende var olan enerji yoğunlaştırılarak, uygulanan kişiye aktarılır. Özet olarak, bir çeşit vücut enerjisi ayarlama biçimi tanımlaması yapmak mümkün.

Bioenerji
Bioenerji
Bioenerji Nedir ?

Günümüz şartlarında, özellikle metropollerde yaşayan insanlar, yüksek dozda stres, gerginlik, yorgunluk vb. maruz kalmakta. Bu duruma bir de dengesiz beslenme, uykusuzluk, korku, spordan uzak kalma gibi faktörler de eklenince sinir sistemimiz neredeyse çökme aşamasına gelebiliyor. Bu olumsuzlukların en belirgin yansıması da enerji dengemiz üzerinde kendini belli edip, yaşam kalitemizi fazlasıyla düşürüyor. Öncelikle sağlık, yaşam sevinci, hayat enerjisi gibi bir çok konu üzerindeki bu negatif yapıyı düzeltmek için vücudumuzun enerji dengeleriyle oynamak, bunları yeniden düzenlemek gerekiyor.

Bioenerji seansları şeklinde yapılan uygulamalar herhangi bir temas olmadan, doğal yöntemlerle yapılır. Yabancı bir alet, su, ilaç vb. kullanımı kesinlikle yoktur. Bioenerjistler, teknikleri uygularken avuç içlerini bedenin 30-40 cm uzağında gezdirerek, vücudun enerji sistemini düzenlerler. Dışarıdan içeri enerji verir ve içeriden dışarıya enerji alırlar. Bu seanslar herhangi bir temas içermediği gibi, bilinen bir yan etkisi de yoktur. Yani Bioenerji zararlı değildir.



Bioenerjinin Faydaları Neler ?

Vücudun enerji dengesini düzenler.
Ağrıların tedavisinde etkili.
Psikoloji üzerinde olumlu etkileri var.
Kan dolaşımını düzenleyip, metobolizmayı hızlandırır.
Vücut direncini artırır.
Çakralar Ne İşe Yarar ?

Kök çakra:Temelde, üreme organıyla bağlı olan bu çakra, omurun sonundan başlar ve bacak arasından yere doğru akar. Bağlantılı olduğu element toprak olduğu için rengi de kırmızıdır. Bu çakra temelde, hayat enerjisi, yaşam sevgisi, güven gibi kriterleri içerir.
Mide çakrası: Karnın alt kısmında yer alır ve sarı renklidir. Su elementiyle bağlantısı vardır. Yaşanılan değişimlere kolay adapte olabilme, cinsellikten doyum alma gibi konuları şekillendirir.
Kalp çakrası: Bu çakra, dokunma, hissetme gibi duyuları kontrol ediyor. Maneviyat olarak da ağırlıkla duyguları kontrol eder. Sevgi, empati kurma, sağduyulu olma konuları üzerine odaklanır. İlişkilendirilen element havadır. Bu çakrada herhangi bir problem olursa, ağırlıklı olarak sevgi, barış, sağduyu vb. duygularda problemler yaşanır.
Gırtlak çakrası: Parlak lacivert renkte olur. Bu çakra sayesinde sosyalleşmek ve yaratıcılığı ortaya koymak mümkün olur. Sanatsal faaliyetler de ağırlıklı olarak bu çakra üzerinden şekillenir.
Alın çakrası: Mavi renk ile ifade edilen bu çakra, iki kaşın arasında yer alır. Bilinirlik oranı bakımından, en fazla bilinen çakradır. Ağırlıklı olarak, hayal gücü, altıncı his gibi konuları yönetip, şekillendirmeye yarar. Üzerine en fazla yoğunlaşılan çakra olarak bilinir.
Tepe çakrası: Son çakra ise kafanın tepe, ortasında yer alır. Mor renkli ve şeffaftır. Bigelikle bağlantılı olmasının yanı sıra, beş duyunun aldılayamadığı zamanlarda devreye girip, olayları algılamaya ve anlamlandırmaya yarar.

04/03/2018

KALPLER VE ZİHİNLER
İnsanları sevmenin tek bir yolu vardır ve o da onları olduğu gibi sevmektir. Ve güzellik de buradadır: Onları olduğu gibi sevdiğinde onlar değişirler. Sana göre değil; onlar kendi gerçeklerine göre değişirler. Onları sevdiğinde onlar dönüşüm yaşarlar. Değiştirilmezler, dönüşürler. Onlar yeni olurlar, onlar varlığın yeni yüksekliklerine erişirler. Ancak bu onların varlıklarında gerçekleşir ve bu onların kendi doğasına göre olur. İnsanlara doğal olmaları için yardım et, insanlara özgür olmaları için yardım et, insanlara kendileri olması için yardım et. Ve asla hiç kimseye güç uygulamaya, itip kakmaya ve hükmetmeye çalışma. Bunlar egonun yöntemleridir. Ve tüm politika bundan ibarettir.

Başka birisine özen göstermek ne zaman onların hayatına karışmak haline gelir?

İdeoloji devreye girdiği an özen göstermek müdahale haline gelir. Sevgi acılaşır, neredeyse bir tür nefrete dönüşür ve senin koruman bir hapishaneye dönüşür. Farkı yaratan ideolojidir.

Örneğin eğer sen bir anneysen çocuğun bakımını yaparsın çocuğun sana ihtiyacı vardır, sensiz hayatta kalamaz. Sen bir zorunluluksun. O yiyeceğe ihtiyaç duyar, sevgiye ihtiyaç duyar, bakıma ihtiyaç duyar ama o senin ideolojine ihtiyaç duymaz. Onun senin ideallerine ihtiyacı yoktur. Onun, senin Hıristiyanlığına, senin Hinduizm’ine, senin İslam’ına, senin Budizm’ine ihtiyacı yoktur. Onun, senin kutsal kitaplarına ihtiyacı yoktur. Senin inançlarına ihtiyacı yoktur. Onun nasıl olması gerektiği ile ilgili senin fikirlerine ihtiyacı yoktur. Sadece ideolojiden, ideallerden, hedeflerden, amaçlardan uzak dur. Ve o zaman birisine bakmak güzeldir. Bakmak masumdur, aksi taktirde birisine bakmak kurnazlıktır. Gösterdiğin özenin içinde ideoloji olmadığında; çocuğunu bir Hıristiyan yapmak istemediğinde, çocuğunu şu ya da bu, komünist ya da faşist yapmak istemediğinde, çocuğunu bir iş adamı ya da bir doktor ya da bir mühendis yapmak istemediğinde… Çocuğun için herhangi bir idealin olmazsa. “Seni seveceğim ve büyüdüğünde sen karar verirsin. Senin için ne olmak doğalsa olabilirsin. Ne olursan ol. Seni kutsuyorum ve her ne olmaya karar verirsen ver benim tarafımdan kabul edilirsin ve kucaklanırsın. Sadece sen ülkenin başbakanı olduğunda seni sevecek ve sadece bir marangoz olduğunda sevgi olmayacak ve senden utanacak değilim. Sadece sen üniversiteden birincilik getirdiğinde seni kabul edecek ve eğer başarısız bir şekilde dönersen senden utanacak değilim. Sadece sen iyi, erdemli, ahlaklı, şu ya da bu olduğunda benim çocuğum olacak ve aksi taktirde seninle bir ilişkim olmayacak, senin benimle ilişkin olmayacak değil” dersin.

Herhangi bir fikir getirdiğinde ilişkinin içine zehir sokarsın. Özen göstermek güzeldir ama gösterdiğin özenin arkasında bir fikir olduğunda o zaman bu kurnazlıktır. O zaman bu bir pazarlıktır, o zaman onun koşulları vardır. Ve senin tüm sevgin kurnazcadır; bu nedenle dünyada bu ıstırap, bu cehennem vardır. Özen gösterme olmadığından değil; özen vardır ama çok miktarda kurnazlıkla birliktedir. Anne özen gösterir, baba özen gösterir, koca özen gösterir, karısı özen gösterir, erkek kardeş özen gösterir, kız kardeş özen gösterir, herkes özen gösterir. Ben kimse özen göstermiyor demiyorum. İnsanlar çok fazla özen gösterir ama dünya hâlâ bir cehennemdir. Bir şey yanlış, bir şey temelden yanlış.

Temelden yanlış olan şey nedir? Her şey nerede yanlış gitmeye başladı? Özen göstermenin içinde koşullar var: “Şunu yap! Bu ol!” Sen hiç, birisini koşulsuz sevdin mi? Sen hiç, birisini olduğu gibi sevdin mi? Kişiyi geliştirmek istemezsin, onları değiştirmek istemezsin; senin kabulün tamdır, en üst düzeydedir; o zaman sen özen göstermenin ne olduğunu bilirsin. Böyle bir özen sayesinde sen tatmin olacaksın ve diğeri de muazzam bir fayda görecek.

Ve unutma, şayet senin özeninde hiç ticaret yoksa, onda hiç hırs yoksa özen gösterilen kişi seni sonsuza dek sevecektir. Ancak eğer özeninin içinde birtakım fikirler varsa, o zaman özen gösterilen kişi seni asla affetmeyecektir. Bu yüzden çocuklar, anne babalarını affedebilme yetisine sahip değildirler. Git ve psikologlara, psikanalizcilere sor; neredeyse onlara gelen tüm vakalar, çocukken onlara aşırı düzeyde özen gösteren anne babaların çocuklarıdır. Ve onların özeni iş adamınınki gibidir; o soğuk, o hesaplıdır. Onlar bazı hırslarının çocuk aracılığıyla doyurulmasını istemişlerdir.

Sevgi karşılıksız bir hediye olmalıdır. Onun üzerinde bir fiyat etiketi olduğu an artık o sevgi değildir.

28/02/2018

KUNDALİNİ BELİRTİLERİ VE SEMPTOMLARI

Kundalinisi beklenmedik şekilde serbest kalan bir çok insan, NELERİN OLDUĞUNU BİLMİYOR, ve bu çok boyutlu dönüştürücü işlem ile ilgili yaygın olan sosyal bilgisizlik, özellikle semptomlar fiziksel olduğunda, semptomları fark edecek tıbbi veya alternatif sağlık uygulayıcıları veya ruhsal danışmanlar bulmayı zorlaştırıyor. Bir çok insan yükselen Kundalininin her türde mistik, paranormal ve sihirli manzaralara kapıları hızla açtığını biliyor, ancak çok az kişi bunun ayrıca bedeni dramatik bir şekilde etkilediğini kavrıyor.

Bir çok insan garip hastalıklar, radikal zihinsel, duygusal, psişik, ruhsal ve yaşam tarzı değişiklikleri bildiriyor. Doktorlara, şifacılara, danışmanlara vs giden ve hayal kırıklığına uğrayanların hikayelerini tekrar tekrar işitiyoruz, bu danışmanlar, doktorlar, şifacılar ne durumu anlayabiliyor, ne de yükselen Kundalini tarafından hızlandırılan sayısız ağrılara ve problemlere yardımcı olabiliyor.

Aşağıdakiler yükselen Kundalininin genel tezahürleridir :

* Kas seğirmeleri, kramplar veya spazmlar

* Enerjinin hızla akması veya bedende dolaşan yoğun elektrik

* Kaşınma, titreşme, iğne batması, karıncalanma, tüylerin ürpermesi duyumları

* Yoğun sıcaklık veya serinlik

* İstenmeden yapılan bedensel hareketler (çoğunlukla meditasyon, dinlenme veya uyku sırasında gerçekleşir) ; sıçrama, ürperme, titreme, sallanma ; bazı duruşlara yönlendiren içsel bir kuvveti hissetme veya kişinin bedenini olağan olmayan şekillerde hareket ettirmesi (sara, rahatsız bacak sendromu (RLS) veya PLMD olarak yanlış teşhis konabilir).

* Yemek yeme ve uyku modellerinde değişiklikler

* Aşırı hiperaktiflik vakaları veya tersine, aşırı yorgunluk

* Artan veya azalan cinsel arzular

* Başağrıları, kafatasında basınç

* Hızla atan kalp, göğüste ağrılar

* Sindirim sistemi problemleri

* Kol ve bacaklarda uyuşukluk veya ağrı (özellikle sol ayak veya bacak)

* Herhangi bir yerde ağrılar ve blokajlar ; çoğu zaman boyun ve sırtta

* Duygusal patlamalar ; hızlı ruh hali değişiklikleri ; aşırı üzüntü, öfke, depresyon

* Kasten yapılmayan ve kontrol edilemeyen kendiliğinden sesler çıkarma ( kahkaha ve ağlama dahil)

* İçsel ses veya sesler işitme, klasik olarak flüt, davul, şelale, kuş sesleri, vızıldayan arılar, ama ayrıca bunlar kükreme, yıldırım gibi gürültüler olabiliyor ya da kulakların çınlaması

* Zihinsel karışıklık ; konsantre olmada zorluk

* Değişik bilinçlilik halleri ; artan farkındalık, kendiliğinden trans haline girme, mistik deneyimler (eğer bireyin önceki inanç sistemi, bu deneyimler tarafından tehdit ediliyorsa, ruhsal denge bozukluğuna neden olabilir)

* Başta sıcaklık, garip aktiviteler, ve/veya mutluluk dolu hisler, özellikle taç bölgesinde.

* Esriklik, kendinden geçme, coşku, büyük mutluluk, aşkınlık, vecit hali, sevinç, neşe, sevgi, huzur ve şefkat

* Psişik deneyimler : duyular dışı algılama ; beden – dışı deneyimler ; geçmiş yaşam anıları ; astral seyahat ; auraların ve çakraların direkt farkında olma ; içsel sesler, rüyalar veya vizyonlar vasıtası ile ruhsal rehberler ile temas ; şifa verici güçler

* Artan yaratıcılık : müzik, sanat, şiir vs ile kendini – ifade ve ruhsal iletişimde yeni ilgi alanları

* Artan anlayış ve hassaslık : kişinin kendi özüne içgörü, ruhsal gerçeklerin daha derin anlayışı, kişinin çevresinin keskin farkındalığı (başkalarının duygusal atmosferini algılama dahil)

* Aydınlanma deneyimleri : daha geniş bir realitenin direkt Bilişi ; aşkın farkındalık

Bazı insanlar bize, “Kundalini” kavramını yabancı bulduklarını ve bunu sadece “uyanış” olarak adlandırmayı tercih ettiklerini söyledi, bu bizim için de uygun. Ancak, temas kurduğumuz bir çok insan için, Kundalini açıklaması, onların deneyimlerini kabul etme ve bunlarla çalışmada önemli bir çerçeve sağlıyor. Her birimiz ruhsal bilgeliğimizi yorumlama, onurlandırma ve tanımlamanın eşsiz yoluna sahibiz. Gerçeği bilmek veya ifade etmek için sadece tek bir yol olmadığına inanıyorum. Nereye götürürse götürsün, kendi yolumuzda açık bir kalbe sahip olmanın ve inançlı olmanın daha önemli olduğuna inanıyorum.

Ayrıca bize, ruhsal uyanışa çok uygun olan İlahi ile birliği veya Tanrı – kavrayışını neden daha fazla vurgulamadığımız soruluyor. Herkesin deneyimleri ve mistik deneyimleri ile ilgili yorumları farklı ve çok kişisel olduğu için, hiç kimseyi dışarıda bırakmamak için, sadece “uyanan bilinçlilik” veya “aşkınlık halleri”nden söz ediyoruz. Değişik dini inançları olan insanlar bu çeşit kendi deneyimlerini anlatıyorlar. Bazıları Tanrı, Mesih, Tanrıça, Kutsal Olan, Ruh, Allah veya sadece hepimizin dahil olduğumuz Bir, Bütün diyor.

Ayrıca, bazı insanlar için derin ruhsal kavrayışlar, diğer belirtiler ve semptomlardan aylar veya yıllar sonra gerçekleşiyor. Açıkça ruhsal doğada deneyimlere sahip olan bireyler genelde, bunların nasıl etiketlendiğine bakmaksızın, işlemi bütünleştirebiliyor ve yararlanabiliyorlar. Ancak, hastalık veya tekin olmayan psişik fenomenler olarak görünen şeyleri deneyimleyenler, hasta veya deli olmadıklarını anlayana kadar alarm durumunda oluyorlar. Ve hatta aydınlatıcı ve güzel deneyimler o kadar güçlü olabiliyor ki, insanlar akıl sağlıklarından şüpheye düşüyorlar.

Bırakın içinizde kelebekler uçsun
26/02/2018

Bırakın içinizde kelebekler uçsun

Address

1993 SOK
Istanbul
34515

Opening Hours

Monday 09:00 - 22:00
Tuesday 09:00 - 22:00
Wednesday 09:00 - 22:00
Thursday 09:00 - 22:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 17:00
Sunday 09:00 - 17:00

Telephone

05336183310

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Şifa Ellerimde posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share