Konya' da Trafik

Call Directions Contact the business

Konya' da Trafik Konya ve ilçeleri Haber Trafik Sayfasıdır

15/10/2026

MÜBAREK CUMAMIZ KUTLU OLSUN. YALAN VE İFTİRA: DİLİN GÜNAHI, VİCDANIN İFLASI.
Bir insanı yalanla kandırabilirsiniz, iftirayla karalayabilirsiniz; fakat unutmayın ki hiçbir yalan sonsuza kadar gerçek, hiçbir iftira da sonsuza kadar hakikat olarak kalmaz!
Günümüzde insanlığın en büyük sorunlarından biri, gerçeğin değerini kaybetmesi, yalanın sıradanlaşması ve iftiranın bir çıkar aracı hâline getirilmesidir.Öyle bir zamandayız ki bazı insanlar hakikati araştırmadan hüküm veriyor, duymadan konuşuyor, bilmeden suçluyor! Kimi menfaati için yalan söylüyor, kimi kıskançlığından iftira atıyor, kimi de bir başkasını küçültüp kendisini büyütmek için insanların onuruyla oynuyor.Yalan, insanın kendi karakterine sürdüğü lekedir. İftira ise masum bir insanın hayatına, ailesine, itibarına ve huzuruna yöneltilmiş ağır bir haksızlıktır.
Suçsuz bir insanın kendisini savunmak zorunda bırakıldığı, iftira atan kişinin ise utanmadan haklı görünmeye çalıştığı bir yerde, yalnızca bir insan değil, adalet duygusu da yara almıştır.Unutmayalım: Bir söz söylemek kolaydır ama o sözün açtığı yarayı kapatmak bazen bir ömür sürer.PEKİ, YALAN SÖYLEYEN VE İFTİRA ATAN NE KAZANIR?Güvenlerini, itibarlarını, insanlıklarını ve en önemlisi kendi vicdanlarının huzurunu!Çünkü güven, yıllarca emek verilerek kazanılır; bir yalanla kaybedilebilir. İtibar, dürüstlükle inşa edilir; bir iftirayla yaralanabilir. Fakat insanın karakteri, başkalarına oynadığı oyunlardan çok, kimsenin görmediği yerde yaptığı tercihlerle ortaya çıkar.
İnsanları kandırabilirsiniz ama kendinize karşı dürüst değilseniz aynaya baktığınızda gördüğünüz yüzün hesabını nasıl vereceksiniz?
BİR DE İFTİRAYI YAYANLAR VAR! İftirayı yalnızca uyduran kişi büyütmez. Araştırmadan paylaşan, doğruluğunu bilmeden başkasına anlatan, duyduğu her sözü gerçek kabul eden insanlar da o haksızlığın yayılmasına katkıda bulunur.İnsan olmak, her duyduğuna inanmak değil; duyduğunu vicdan süzgecinden geçirebilmektir.Her duyduğunuz sözün taşıyıcısı olmayın! Her iddianın savcısı, her söylentinin hâkimi kesilmeyin!SON SÖZ: HAKİKATİN KARŞISINDA YALANIN ÖMRÜ KISADIR!Ey yalanı alışkanlık, iftirayı silah, başkasının itibarını hedef hâline getiren insan! Şunu unutma: Bugün başkasının arkasından söylediğin sözler, yarın senin karakterinin aynası olabilir. Bugün bir masumun gözyaşını önemsemiyorsan yarın kendi kapına gelen haksızlığın ne demek olduğunu anlayabilirsin.İnsanlık makamı; makamla, parayla, unvanla veya kalabalıkların alkışıyla kazanılmaz. İnsanlık; dürüstlükle, merhametle, adaletle ve başkasının hakkına saygıyla kazanılır.Yanlış yapan özür dilemeyi bilmeli, iftira atan attığı iftiranın sorumluluğunu üstlenmeli, haksızlığa uğrayanın hakkı ise imkânlar ölçüsünde teslim edilmelidir.
Ve insan, başkalarını kandırarak kazandığını sandığı her şeyin karşısında bir gün kendi vicdanıyla baş başa kalabilir.Dilimizi doğruluktan, kalbimizi merhametten, vicdanımızı adaletten ayırmayalım. Çünkü insanın gerçek şerefi, başkasına attığı çamurda değil; kendi ellerini temiz tutabilmesindedir! Mübarek Cumamız hayırlara vesile olsun. Abdurrahman BERKCAN 15.10.2026

08/10/2026

MÜBAREK CUMAMIZ KUTLU OLSUN. KARAKTERLİ OLMAK MASUMİYET ARZ EDER Mİ?
Karakterli olmak, her zaman masum olmak demek değildir. Çünkü karakter; insanın kim olduğunu, masumiyet ise ne kadar temiz kaldığını gösterir. İnsan dürüst olabilir ama hataları bulunabilir. Güçlü bir karaktere sahip olabilir ama zaman zaman yanlış karar verebilir. Asıl mesele, hiç hata yapmamak değil; hatasını fark ettiğinde kendisiyle yüzleşebilmektir.
Karakter, insanların seni görmediği yerde ortaya çıkar. Masumiyet ise kimse seni suçlamadığında bile vicdanının karşısında temiz kalabilmektir. Bir insan herkese karşı iyi görünebilir; fakat asıl sınavı, çıkarı olmadığı insana nasıl davrandığında başlar. Makama gelince değişen, güç eline geçince tepeden bakan, zayıfı ezip güçlüye boyun eğen bir insanın görüntüsü düzgün olabilir; fakat karakteri tartışmalıdır.Unutmayalım:İnsanı büyüten makamı değil, karakteridir.İnsanı temizleyen sözü değil, vicdanıdır.İnsanı değerli yapan başkalarının önündeki itibarı değil, kendi vicdanının karşısındaki duruşudur.Bu yüzden insan kendisine şu soruyu sormalıdır:"Ben gerçekten iyi bir insan mıyım, yoksa yalnızca iyi bir insan gibi mi görünüyorum?"İşte busorunun cevabı, karakterimizin de aynasıdır.Çünkü karakterli olmak bir övünç değil, ömür boyu taşınması gereken bir sorumluluktur."İyi görünmek başka, iyi olmak başkadır."İnsanın gerçek karakteri; alkışlandığı yerde değil, kimsenin görmediği yerde yaptığı seçimlerle belli olur.Arzu ve düşüncelerimle, Mübarek Cumamız hayırlara vesile olsun inşallah. Amin.
Abdurrahman BERKCAN - 08.10.2026

01/10/2026

MÜBAREK CUMAMIZ KUTLU OLSUN. ALIN YAZISI KADER MİDİR, YOKSA İNSANIN SINAVI MI?
Kaderi bahane etmek kolaydır.Zor olan, insanın aynaya bakıp “Ben nerede hata yaptım?” diyebilmesidir.Çünkü insanın en büyük imtihanı başına gelenler değil, başına gelenlerkarşısında nasıl bir insan olduğudur.Yoksulluk gelir.Sabırla mı karşılayacaksın, yoksa başkasının hakkına mı uzanacaksın?Makam gelir.İnsanları mı yükselteceksin, yoksa kendini mibüyüteceksin?
Para gelir.İhtiyaç sahibini mi göreceksin, yoksa daha fazlasını istemekten başka bir şey düşünmeyecek misin?Güç gelir.Mazlumun elinden mi tutacaksın, yoksa güçsüzü ezmek için mi kullanacaksın?İşte sınav budur!
Alın yazısı, insanın eline tutuşturulmuş bir mazeret kâğıdı değildir.“Ben böyleyim.”
“Hayat bana bunu yaptı.”“Kaderim böyle.”
demek bazen insanın kendi sorumluluğundan kaçmasının en kolay yoludur.Oysa insanın hayatında değiştiremeyeceği şeyler vardır.
Doğduğu aileyi seçemez.Doğduğu günü seçemez.Nerede doğacağını seçemez.Bazı kayıpları engelleyemez.Bazı hastalıkları önceden bilemez.Bazı ayrılıkların önüne geçemez.Fakat bütün bunların arasında insanlığını koruyup korumamak başka bir meseledir.İşte orada vicdan devreye girer.
Bugün tepeden bakan, yarın bir başkasının eline bakabilir.Bugün insanları küçümseyen, yarın aynı insanların merhametine muhtaç olabilir.Öyleyse neden kibir?Neden gurur?
Neden tepeden bakmak?Neden garip gurebayı küçümsemek?Neden insanın insana üstünlük taslaması?Ömür dediğimiz nedir ki?Bir nefes
Bir sabahBir akşamSonra sessizlik.İnsan dünyaya geldiğinde elinde hiçbir şey yoktu.
Giderken de yanında hiçbir şey götüremeyecek.
O halde insanın elinde kalan tek şey, nasıl yaşadığı ve nasıl hatırlandığıdır.Hayatın en ağır cümlesi bazen “Keşke”dir.Çünkü “Keşke” geçmişe söylenir.Geçmiş ise geri dönmez
Öyleyse bugün kendimize soralım:Ben kaderimi mi yaşıyorum?Yoksa kendi seçimlerimin sonuçlarından mı kaçıyorum?Ben hayatın bana yaptıklarını mı konuşuyorum?Yoksa benim başkalarının hayatına yaptıklarımı da hesaba katıyor muyum?Bir insanın kalbini kırdıysam.
“Alın yazısı” diyebilir miyim?Bir mazlumun hakkını yediysem.“Kader” diyerek kurtulabilir miyim?Bir yetimin gözyaşını gördüğüm halde yüzümü çevirdiysem.Bunu hangi kader kitabına yazabilirim?Vicdanın sustuğu yerde hiçbir mazeret insanı aklayamaz.O halde kaderi yanlış anlamayalım.Kader karşısında sabır gerekir.
Ama sabır, tembellik değildir.Tevekkül, tedbirsizlik değildir.Alın yazısı, sorumsuzluk değildir.İnsan elinden geleni yapacak, doğruyu arayacak, hakkı savunacak, iyilikten vazgeçmeyecek; değiştiremeyeceği yerde ise sabredecek.Çünkü insanın görevi her şeyi kontrol etmek değil;elindeki imkânla doğru olanı yapmaktır.Ve belki de hayatın bize soracağı en ağır soru şudur:“Sana bir ömür verdim. Peki sen o ömürle ne yaptın?İşte o sorunun cevabını kimse başkasına veremez.Ne annen,Ne baban,Ne dostun Ne makamın,Ne paran,Ne de kader bahanenCevabı yalnızca sen vereceksin.Çünkü hayatın yaşamın sonunda mesele,“Alnıma ne yazılmıştı?”sorusundan çok daha büyüktür.Asıl soru şudur: Bir insanın alnındaki yazıyı belki değiştiremeyiz.Ama dünyadan geçerken bir yetimin duasını, bir garibin tebessümünü, bir mazlumun umudunu ve insanların gönlünde güzel bir iz bırakmayı seçebiliriz.İşte belki de insanın gerçek imtihanı budur:Kaderini suçlamadan, iradesini inkâr etmeden,vicdanını kaybetmeden yaşamak Çünkü insanın ömrü biter.Ama bıraktığı iz kalır.
Ve bazı insanlar bu dünyadan sadece geçer.
Bazıları ise gönüllerde yaşamaya devam eder. Arzu ve dileklerimle Mübarek Cumamız hayırlara vesile olsun inşallah amin. Abdurrahman BERKCAN 01.10.2026

25/09/2026
17/09/2026

MÜBAREK CUMAMIZ KUTLU OLSUN SOKAKTA ÖLÜYORLAR, CEZAEVİNDE ÇÜRÜYORLAR! TÜM İNSANLİK ADINA VİCDANSIZLIKTIR.
Ey milletimizGözümüzü açalım Sokaklara bakalım.insanlik ve Gençler ölüyor. Analar ağlıyor. Babalar cezaevi kapısında nöbet tutuyor.Madde,esrar.eroin,alkol.hapcılık Adına ne dersen de.Sonu aynı: *YA MEZAR, YA CEZAEVİ!AİLELER PERİŞAN NSANLIK SOKAKLARDA ÖLÜYOR.Dün 19 yaşında bir çocuk... Parkta bulundu. Kolunda şırınga. Ağzında köpük. Anası "akşam eve gelmedi" diye ağlarken, oğlu morgda.Her gün aynı haber: "Aşırı dozdan öldü.""Aşırı doz" dedikleri şey ne biliyor musun? Bir torbacının 50 TL için bir canı satmasıdır. Bu *VİCDANSIZLIKTIR!*
Gençler tuvaletlerde, metruk binalarda, köprü altlarında can veriyor. Kimsesiz gibi.Sahipsiz gibi.Oysa hepsinin bir anası vardı. Hepsinin hayali vardı.Kimse "bir kereden bir şey olmaz" diyerek başlamadı mı sanıyorsun?O bir kere, sonu yok. CEZAEVLERİNDE ÇÜRÜYORLAR!
Madde bulmak için hırsızlık yaptı. Gasp yaptı. Bıçak çekti.Şimdi 20 yaşında 10 yıl ceza yedi.
Anası her görüşte "oğlum nasılsın" diyemiyor, ağlamaktan.Cezaevleri madde bağımlısı gençlerle dolu. İçerde madde yok sanma! İçerde de var. Çocuk hem mahkum, hem bağımlı. İki kere ölüyor.Devlet ceza veriyor ama tedavi vermiyor. Çocuk cezaevinden çıkıyor, 3 ay sonra yine aynı maddeyle, yine aynı suçla geri dönüyor. Bu döngü kırılmadıkça bu gençler kurtulmaz!Bu sistem *VİCDANSIZLIKTIR!*
KUMAR AİLE OCAĞINI SÖNDÜRÜYOR!
Adam evini satmış. Arabasını satmış. Karısının bileziğini satmış.Sanal kumarda.Bir tıkla.
Çoluk çocuk evde ekmek beklerken, baba telefonda rulet çeviriyor.Sonra ne oluyor?
Tefeci kapıya dayanıyor. Yuva dağılıyor.
Adam ya kendini asıyor, ya karısını dövüyor, ya da cezaevine düşüyor.Kumar siteleri her yerde reklamda! "Gel kazan" diyorlar. Yalan! Gelen kaybediyor. Kazanan hep kasa!Bu reklamlara izin veren düzen *VİCDANSIZLIKTIR!* AİLELER CEHENNEMDE!Bir ananın feryadını duydun mu hiç? "Oğlum madde kullanıyor, ne olur kurtarın" diye.Kapı kapı gezen babayı gördün mü?
"Polis, hoca, doktor" diye yalvaran.Aileler utanıyor. Saklıyor. "Komşu duymasın" diyor.
Oysa sakladıkça çocuk ölüyor!Madde bağımlısı evlat... Evde ne varsa çalıyor. Ananın küpesini, babanın telefonunu.Sonra da "para ver" diye anayı dövüyor. Bu hale nasıl geldik biz?
SERT ELEŞTİRİMİZ BUDUR!*Torbacıya acımayın!* 15 yaşındaki çocuğa zehir satan adama en ağır cezayı verin. *Sanal kumarı kapatın!* Bir gecede binlerce ocağı söndüren bu sitelerin fişini çekin!*Tedavi zorunlu olsun!* Cezaevine atmak çözüm değil. Her ilçeye AMATEM, her mahalleye Yeşilay eli değsin.
*Aile uyan!* Telefonu eline verip susturduğun çocuğun, o telefonla kumar oynuyor, torbacıyla konuşuyor!SON SÖZSokakta ceset topluyoruz.
Cezaevinde gençlik çürütüyoruz. Mezarlıklar "aşırı doz" diye ölenlerle doluyor.Bu kader değil. Bu *VİCDANSIZLIKTIR!*Bir evladı kurtarmak, bir ülkeyi kurtarmaktır.Susarsak hepimiz suçluyuz.Allah gençliğimizi korusun. Allah anaları evlat acısıyla sınamasın.dileklerimle Mübarek Cumamız hayırlara vesile olsun inşallah amin. Abdurrahman BERKCAN. 17.09.2026

10/09/2026

MÜBAREK CUMAMIZ KUTLU OLSUN. DÜNYADA HER YÖNÜYLE SÖMÜRÜLEN İNSANLIK. Dünyanın her köşesinde insanlık bir lokma ekmeğe muhtaç!Sonra çıkıp buna “dünya düzeni” diyoruz.Hayır!Bunun adı düzen değil.Bunun adı, insanlığın vicdanında açılmış kocaman bir yaradır.İNSANIN SADECE CEBİ DEĞİL, HAYATI SÖMÜRÜLÜYOR!
İnsanın emeği sömürülüyor.Zamanı sömürülüyor.Sevgisi sömürülüyor.İnancı sömürülüyor.Saflığı sömürülüyor.Yalnızlığı sömürülüyor.Çaresizliği sömürülüyor.
Hatta bazen ölümü bile sömürülüyor!
Bir insanın iyi niyetini görüp onu kullanmak var.Bir garibin sesinin çıkmayacağını düşünüp hakkını yemek var.PARASI OLMAYANIN DEĞERİ DE Mİ YOK?Ne Ne zamandır makamı olmayan insanın sözü değersiz sayılıyor?Ne zamandır fakirin onuru, zenginin merhametine bırakıldı?Bugün yukarıdan baktığınız fakir insanın önünde yarın siz başınızı eğmek zorunda kalabilirsiniz.Bugün hor gördüğünüz kapıyı yarın siz çalabilirsiniz.Bugün yardım etmeyi çok gördüğünüz elin, yarın size uzanmasını bekleyebilirsiniz.İşte hayatın en acı gerçeği budur:Dünya döner.Ve kimse bulunduğu yerde sonsuza kadar kalmaz.SAVAŞLARIN ARKASINDA DA İNSANLIK EZİLİYOR!
Dünyanın güçlüleri masalarda hesap yapıyor.
Haritalar üzerinde sınırlar çiziliyor.Silahlar satılıyor.Milyarlar konuşuluyor.Ama bombaların altında kim kalıyor?Çocuklar!Kadınlar!Yaşlılar!
Masum insanlar!Ve dili olmayan hayvanlar!
savaşın ortasında kalan çocuklar oyuncak yerine enkaz görüyor.DİNİ, SİYASETİ, MİLLİYETİ, DUYGULARI SÖMÜRMEYİN!İnsanın en kutsal değerlerini kendi çıkarına alet etmek de sömürünün başka bir biçimidir.İnancı kullanarak insanları kandırmak.Millî duyguları kullanarak insanları birbirine düşürmek.Siyasi bağlılıkları kullanarak insanları birbirinin düşmanı hâline getirmek İnsanların korkularını kullanarak onları yönetmek.Oysa inanç insanı büyütür Vatan sevgisi insanı birleştirir.Siyaset topluma hizmet için vardır.Vicdan ise insanı insan yapan son kale olmalıdır.O kaleyi de yıkarsak geriye ne kalacak?Sadece çıkar, kibir ve benlik!ASLINDA EN BÜYÜK SÖMÜRÜ VİCDANLARIN SÖMÜRÜLMESİDİR Bir zamanlar komşusu açken tok yatmaktan utanırdı insan.Şimdi yan dairede kimin ne yaşadığını bilmiyor.Bir zamanlar yaşlı gördüğünde ayağa kalkardı.Şimdi yaşlıyı yük görenler var.Bir zamanlar cenaze evinde bütün mahalle susardı.Şimdi başkasının acısına birkaç saniye bakıp hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.İşte asıl felaket budur!Çünkü insanın vicdanı öldüğünde, onu öldürmek için silaha bile gerek kalmaz.Vicdanı ölmüş insan, başkasının acısını görür.Ama hissetmez.Çığlığı duyar.Ama dönüp bakmaz.Yoksulluğu görür.Ama rahatsız olmaz.İşte buna alışmak, insanlığın sessiz intiharıdır.BİR GÜN HERKESİN MAKAMI EŞİTLENECEK!Ey insan!unutma:Ölüm, makam odalarının kapısını çalmaz diye bir kural yoktur!Bir gün herkes aynı toprağın altına girecek.Zengin de.Fakir de. Güçlü de.Güçsüz de.Makam sahibi de.Garip de.O gün kimse yanında banka hesabını götürmeyecek.Kimse makam koltuğunu tabutuna koyamayacak.Kimse “Ben senden üstünüm.” diyemeyecek.Geriye sadece şu soru kalacak:“Bu dünyada bir insanın hayatına ne kattın?Bir mazlumun elinden tuttun mu?Bir açın karnını doyurdun mu?Bir yaşlının gönlünü aldın mı?Bir haksızlık karşısında sustun mu, yoksa ayağa mı kalktın?İşte insanın gerçek hesabı budur.SON SÖZ: İNSANLIĞI KURTARACAK OLAN PARA DEĞİL, VİCDANDIR!Dünyayı daha büyük binalar kurtarmayacak .Daha büyük servetler kurtarmayacak.Daha güçlü silahlar kurtarmayacak.Daha yüksek makamlar da kurtarmayacak.Dünyayı ancak merhamet, adalet, ahlak, vicdan ve insanlık kurtarabilir. insanın cebindeki para biter.Makamı biter.Gücü biter.Ömrü biter.Ama yaptığı iyilik, bir başka insanın yüreğinde yaşamaya devam eder.
Ve şimdi bütün insanlığa tek bir soru sormak gerekiyor:“Biz gerçekten insanlığımızı mı kaybettik, yoksa insanlığımızı çıkarlarımız uğruna bile bile mi sattık?Çünkü bazen suçlu aramak için dünyayı dolaşmaya gerek yoktur.
İnsanlığın sömürüldüğü yer, çoğu zaman kendi vicdanımızın sustuğu yerdir.Ve unutmayalım.
VİCDAN SUSARSA, ADALET ÖLÜR.
ADALET ÖLÜRSE, İNSANLIK SÖMÜRÜLÜR.
İNSANLIK SÖMÜRÜLÜRSE, DÜNYA BÜYÜK AMA İNSAN KÜÇÜK KALIR.Asıl yoksulluk cebin boşluğu değil;asıl zenginlik kasanın doluluğu değil;asıl yıkım savaşın çıkması değil;asıl ölüm de bedenin toprağa girmesi değildir.ASIL ÖLÜM, İNSANIN İÇİNDEKİ VİCDANIN ÖLMESİDİR.Diyerek mübarek Cumamız hayırlara vesile olsun inşallah amin . Abdurrahman BERKCAN 10.09.2026

03/09/2026

MÜBAREK CUMAMIZ KUTLU OLSUN. SÖZÜMÜZ YÜZ YÜZE OLSUN,
SEVGİMİZ KALPTEN KALBE OLSUN.
Bugün insanlığın en büyük yaralarından biri şudur:Herkes konuşuyor ama kimse birbirini gerçekten dinlemiyor.Herkes eleştiriyor ama kimse kendi vicdanının aynasına bakmıyor.
Yüzüne gülüp arkasından konuşanların çoğaldığı, dostluğun menfaate, sevginin çıkara, saygının makama bağlandığı bir zamandan geçiyoruz.Ne acıdır ki; artık bazı insanlar karşısındakinin gözlerine bakarak konuşmaya cesaret edemiyor.Çünkü yüzyüze söylenemeyen sözlerin arkasına saklanmak daha kolay geliyor.Oysa insanın gerçek karakteri, kimsenin görmediği yerde yaptığı davranışlarla ortaya çıkar.Bir insanı kırmak saniyeler sürer.Ama kırılan bir kalbin acısı bazen yıllarca dinmez.Bugün dünyada binalar yükseliyor, teknoloji gelişiyor, şehirler büyüyor… Ama gönüller küçülüyorsa,vicdanlar susuyorsa, insanlık adına büyük kayıp yaşıyoruz demektir.
Çünkü insanı insan yapan; cebindeki para değil, makamındaki koltuk değil, çevresindeki kalabalık hiç değildir.İnsanı insan yapan; verdiği söz, taşıdığı vicdan ve başkasının acısını kendi acısı gibi hissedebilmesidir.
Ey insanlık!Birbirimizin arkasından konuşmayı bırakıp yüzümüze konuşmayı öğrenelim.
Çünkü cesaret, insanın yokluğunda onu eleştirmek değil; karşısında durup doğruyu söyleyebilmektir.Kalp kırarak büyüyenlerin sonunda yalnızlıkla karşılaşacağını unutmayalım.Bugün tepeden baktığın insanın yarın duasına muhtaç olabilirsin.Bugün küçümsediğin insanın yarın sana uzatacağı bir el, hayatındaki en büyük destek olabilir.Dünya kimseye kalmadı, kimseye de kalmayacak.
Nice zenginler toprağa aynı sessizlikle girdi, nice makam sahipleri unutulup gitti. Geriye kalan tek şey; insanlara nasıl davrandıkları ve hangi gönüllerde nasıl iz bıraktıkları oldu.
Sözümüz yüz yüze olsun.Çünkü yüzleşmekten korkanların sözleri, çoğu zaman samimiyetten uzaktır.Sevgimiz kalpten kalbe olsun.Çünkü sahte gülüşler kalabalıkları kandırabilir ama temiz bir kalbin sıcaklığı hiçbir zaman gizlenemez.Unutmayalım:Bir gün herkes yaptığı iyiliklerle ya da kırdığı kalplerle yüzleşecek.O gün ne makam konuşacak, ne servet kurtaracak, ne de insanların alkışları duyulacak.Sadece vicdan konuşacak.Ve insan kendi kendine şu soruyu soracak:"Ben bu dünyadan geçerken kaç insanın gönlüne dokundum, kaç insanın kalbini incittim?"
Geliniz, geç olmadan insan olmanın değerini anlayalım.Sözümüz yüz yüze olsun.Sevgimiz kalptenkalbe olsun.Çünkü dünyayı değiştirecek olan daha fazla öfke değil; daha fazla dürüstlük, daha fazla merhamet daha fazla sevgidir.arzu ve dileklerimle.Mübarek Cumamız hayırlara vesile olsun inşallah amin. ABDURRAHMAN BERKCAN 03.09.2026

27/08/2026

KUTSAL CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN. ÖMÜR DEDİĞİMİZ NEDİR Kİ? BUGÜN VARIZ, YARIN YOKUZ.
İnsan bazen dünyaya öyle bir bağlanır ki; sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar.Sanki makamlar hiç elinden gitmeyecek, servetler hiç tükenmeyecek, güç ve itibar sonsuza kadar sürecekmiş gibi davranır.Dün aramızda olan nice insanlar bugün sadece bir hatıradır. Dün konuşan, gülen, planlar yapan, "yarın" diyen nice insan bugün toprağın sessizliğinde yatmaktadır.Peki insan bu kadar kısa olan bir ömürde neden kalp kırar?Neden bir garibin gönlünü incitir?Neden kendisini büyük, başkalarını küçük görür?Unutulmamalıdır ki; mezarlıklar makam sahipleriyle de doludur, sıradan insanlarla da.Orada kimsenin unvanı, koltuğu, şöhreti, parası konuşulmaz. Orada geriye sadece insanın bıraktığı iz kalır.Bir insanın gerçek zenginliği; kaç kişiye hükmettiği değil,kaç kişinin gönlüne dokunduğudur.Bugün yanında duranlar yarın başka yöne dönebilir. Çünkü dünya menfaat üzerine kurulan dostluklarla doludur.bir insanın gönlünde bıraktığınız güzel iz,yıllar geçse de yaşamaya devam eder.Kibir, insanın kendisini büyük; başkalarını küçük görmesidir.Oysa insanın başlangıcı bir damla sudur, sonu ise bir avuç topraktır.Bugün insanlara tepeden bakanlar, yarın aynı toprağın altında herkesle eşit olacaktır.Ne kadar güçlü olursanız olun, ölüm karşısında herkes aynı kapıdan geçer.
Zengin de fakir de.Yönetici de çalışan da…
Ünlü de unutulan da.Hepimiz aynı gerçeğin yolcusuyuz.Hayır yapmak için zengin olmayı beklemeyin.Bazen bir tebessüm bir hayırdır.
Bazen bir güzel söz bir yarayı iyileştirir.Bazen yaşlı bir insanın elini tutmak, dünyanın en büyük iyiliğidir.Çünkü insanın arkasından kalan; kasalar dolusu para değil, insanların dilinden dökülen güzel dualardır.Ey insanlık.Bugün elinde olan güçle gururlanma.Bugün sahip olduğun imkanlarla böbürlenme.Bugün kırdığın kalpleri unutma.Çünkü hayat, kimseye sonsuz bir süre tanımıyor.Bir gün herkes kendi hikâyesinin son sayfasını kapatacak.O gün geriye tek bir soru kalacak:"Ben bu dünyadan geçerken kaç insanın gönlünü kazandım, kaç insanın canını yaktım?"İşte gerçek hesap budur.Çünkü dünya bir misafirhanedir; gelen kalmaz, giden dönmez.Ömür dediğimiz nedir ki?Bir sabah güneş doğar, bir akşam batar.Bir gün varız, bir gün yokuz.Öyleyse gelin; kırmak yerine onaralım, nefret yerine sevgi bırakalım, kibir yerine tevazu ile yürüyelim.Çünkü bu dünyada en büyük insan; en yüksekte duran değil, en çok gönül kazanan insandır. Mübarek Cumamız hayırlara vesile olsun. ABDURRAHMAN BERKCAN 27.08.2026

Address

Konya
42100

Telephone

+90 332 355 06 42

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Konya' da Trafik posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Konya' da Trafik:

Shortcuts

Share

Nearby contractors